Türkiye buradan nasıl görünüyor?

Medya2020

Haluk Şahin - Fark etmişsinizdir, bir aydır bu sütunda Türkiye’nin sorunlarına değinmiyor, iki aylığına bulunduğum Amerika’yı anlatıyorum. Bunu bilinçli olarak yapıyorum. Aklım elbette Türkiye’de, ama kendimi kontrol edip memleket gündemi seline kapılmamaya çalışıyorum. Biliyorum ki, şu internet çağında bir kere kaptırırsam, o site, bu mektup, şu gazete derken ne Amerika kalır ne de başka bir şey, Türkiye’de imiş gibi yaşamaya başlarım.
Bu bilinçli uzak durmaya bir çeşit detoksifikasyon süreci gözüyle bakıyorum. Hani öyle perhiz rejimleri var, bir süre belirli şeyleri yemeyip vücudu zehirlerden temizliyor, rahatlıyorsunuz. Böylece vücudunuz güçleniyor, gözleriniz keskinleşiyor, uykularınız düzeliyor. Her şeyi daha iyi algılıyorsunuz…
Öyle bir şey.
Kendisi de gazeteci olan Albert Camus aşırı yüklemeden ileri gelen gündem zehirlenmesine karşı bu türden geri çekilmeleri tavsiye eder, kendi hayatında da uygularmış.
Günlük gündemin çok fazla içine girmek, tüm dünyayı ondan ibaret sanmak, gelişmeleri dakika farkıyla izlemek insanın yargılama ve değerlendirme melekelerini bozabiliyor. Beş para etmez şeyleri büyük hazineler gibi görmeye başlıyor, kıymeti harbiyesi sıfır olan konularda ciğeri beş para etmez adamlarla polemiklere giriyorsunuz…
Bu arada belki de asıl haberleri, beliren tomurcukları, en anlamlı gelişmeleri kaçırıyorsunuz.
Yazar takımının bir taraftan hayatın bugünden ibaret olmadığını unutmazken, bir taraftan da dünyaya o gün yaratılmış gibi bakabilmesi şart.
Bu yüzden Batı’nın en önemli gazeteleri yabancı ülkelere gönderdikleri muhabirleri dört beş yılda bir değiştirirler. Onun, her şeyi olağan görmeye başlamasından ya da ‘yerlileşme’sinden çekinirler.
Eskilerin deyişiyle, ‘tebdili hava’ ya da ‘hava değişikliği’nde olduğumu söyleyebilirim.
Amerika’nın Batısı’nda, Kaliforniya eyaletinde, orta boy bir kasabadayım. Yalnızca Los Angeles Times ile yerel gazeteleri okuyorum. Dünyayı onların gözünden görmeye çalışıyorum…
Böyle bakınca, Türkiye buralardan nasıl görünüyor?
Hemen hiç görünmediğini söyleyebilirim. Bir ay kadar önce Kuzey Irak’taki askeri operasyon hakkında birkaç küçük haber çıktı. Bir de kısa haberler sütununda Başsavcı’nın AKP’ye açtığı dava haberine rastladım. Ergenekon ya da İlhan Selçuk’un sabaha karşı gözaltına alındığı haberi dahil, başka tek bir satır görmedim.
Geçenlerde aklıma geldi: Televizyonda her ülkeyi temsil eden bir spor kanalı olsaydı Türkiye hangi kanal olurdu?
Bence, Digitürk’teki ‘Extreme Sports’ kanalı olurdu!
Yani çok seyredilen futbol, basketbol, atletizm gibi sporların gösterildiği kanallardan biri olmazdı.
İnsanların motosikletle dizili otobüslerin üzerinden atladığı, patenle dik duvarlara tırmandığı, kayakla uçurumlardan aşağıya uçtuğu ya da iplere bağlanıp köprülerden başaşağı hopladığı ve arada bir düşüp kafasını kırdığı kanal olurdu. Zor ve çılgın sporlar kanalı!
Çok seyredilmese de, müthiş heyecanlı bir kanal.
Ne var ki, o kadar heyecan bazen insanı yoruyor. Arada bir dinlenmek gerekiyor.
Kaynak: Radikal

07 April 2008

Sıradaki Yazılar:

Etiket: , ,


Görüşünüz?

Yorum için giriş yapmanız gerekiyor.

Konu | Bizim Mahalle

fotoLENS

Loading...

manşetler

FotoLENS

008.jpg 16.jpg 005.jpg 009.jpg 009.jpg 004.jpg 006.jpg time_14.jpg time_4.jpg 007.jpg