Aşağıdaki yazı Birgün Gazetesi’nden Hamza Aktan İnternet Medyası’nı konu alan bir yazı dizisinden alınmıştır.
Dünyada ve Türkiye’de bundan on yıl önce klasik medya organları arasına yoğun tartışmalara neden olan bir ‘araç’ katıldı: İnternet… Bu yeni araç, doğuşundan bu yana, özellikle medya için farklı kazanım ve gelişmelerin umulduğu bir merkez oldu. Ama…
Önce kısa bir geçmiş özeti verelim: Gazetelerin internette yayın yapmaya başlamasının miladı 1995. Yeri de Amerika. The Washington Times, New York Times gibi gazeteler bu yılın başında yayınlarını bire bir internete aktardılar. Aynı yıl Avrupa’da da İnternational Herald Tribune ve Daily Mirror gibi gazeteler sanallaştı. Fazla vakit geçmeden -bir yıl arayla- Türkiye de bu mecraya ayak uydurdu. Şirket ve örgütlerin yanı sıra medya kurumları da dikkatlerini bu yeni kitle iletişim aracına yöneltti. Türkiye’de internette ilk yayın yapan gazete Zaman Gazetesi, ilk haber dergisi de Aktüel oldu.
MEMLEKET NET’E ALIŞIYOR
Fakat tüm bu internet yayınları yalnızca günlük gazetelerin haberlerinin aynen sanal mecraya taşınmasıyla sınırlıydı. Bunu ilk kıran site 1996′da yayına başlayan www.xn.com.tr sitesi oldu. XN (eksen), değişik gazetelerden haberleri kaynak göstererek yayınlıyordu. Bu yönüyle de şu anki haber sitelerinin yayıncılığından farklıydı. XN’in, gazetelerden özetler yayınlaması özellikle yurtdışındaki Türkiyelilerin ilgisini çekmişti. Fakat 1997′de XN, özgünlüğünü yitirmeye başladı. Çünkü büyük gazetelerin hemen tümü artık birer web adresine sahipti. Ve artık Türkiye’de çıkan hemen her gazeteyi internetten okumak mümkün olmuştu. Bunun üzerine fazla zaman geçmeden XN yayınına son verdi. XN’den sonra bağımsız haber sitelerinin kurulması ancak 2000 yılında gerçekleşti. İlk haber siteleri de ‘nethaber’, ‘habertürk’ ve ‘internethaber’ gibi siteler oldu.
Bu haber siteleri, günlük gazetelerin web sayfalarından farklı olarak günün gelişmelerini anında verme kaygısıyla hareket ediyorlardı. Haber portalları normal bir günlük gazeteden daha fazla habere ve yazıya yer verir oldu. İnsanlar günün gelişmelerini aynı gün internetten okuyabiliyorlardı artık. Bizim şu an takip ettiğimiz anlamda haber siteleri böylece 2000′den bu yana çok da hızlı bir biçimde türemeye başladı. İşte, son beş yıldır Türkiyeli okur için internet önemli bir haber kaynağı. Fakat aynı ölçüde de sorunlu bir haber kaynağı.
Özellikle hakim medyadan yakınanlar veya kendi medyasını kurmak isteyenler için önemli bir fırsat sundu internet. Gazete ve televizyonlarla arası açılmış gazeteciler kendi ‘gazetelerini’ internetten kurar oldu. Maliyetinin düşüklüğü ve teknik anlamda basitliği kısa zamanda onlarca haber sitesinin türemesini beraberinde getirdi. Şu anda Türkiye’de irili ufaklı 100′ü aşkın ‘bağımsız’ haber sitesi yayın yapıyor. Televizyonların ve günlük gazetelerin haber portallarıyla bu sayı iki katına çıkıyor.
SORULAR, SORULAR, SORULAR…
Peki, klasik anlamdaki gazetecilik pratiklerini sorgulamaya açan internet haberciliği şimdiye kadar ne kazandırdı, ne kaybettirdi? Gerçekten de hakim medyadan yakınanlar için bir alternatif sunabildi mi? İddia edildiği gibi ‘bağımsız’ haber kaynakları haline gelebildi mi? Güvenilir bir yayın yapıyorlar mı? Mevcut medyadan farkları var mı, yoksa onların sanal kopyaları mı?.
Herkesin konuştuğu, artık yüz binlerce izleyicisi, okuru olan internet haberciliği için bu sorular en azından Türkiye’de şimdiye kadar gündeme gelmedi. Gazete ve TV’ler, bu yeni ‘rakip’ hakkında fazla konuşmaya yanaşmadı. Beri yandan her gün yüzlerce haberi dolaşıma sokan haber sitesi yöneticileri çok rahat biçimde alternatif ve bağımsız bir yayıncılık yaptıklarını ileri sürdüler… Bu yazı dizisinde, yukarıdaki soruları gündeme getirip tartışmak amacındayız. Tartışmamızın merkezinde öncelikle haber sitelerinin yöneticileri, sonra da gazeteciler, okurlar ve akademisyenler olacak. Dizi boyunca haber sitesi yöneticileri nasıl bir işleyiş içinde yayın yaptıklarını ve internet yayıncılığının ekonomik boyutunu anlatıp kendilerine yönelik eleştirilere yanıt verecek.
PROF. DR. HALUK GERAY:
İnternet gazeteciliği: Beklentiler ve gerçekler
Egemenler asıl niyetlerini her zaman süslemeyi bilirler. Çoğu zaman bilerek veya bilmeyerek bizler de katılırız bu süslemeye. İnternet açısından da öyle olmuştur. Bu iletişim teknolojisi, toplumu dönüştürecek, ‘güçsüzlere güç katacak’, ‘çıkar gruplarının’ egemenliğini kıracak bir araç olarak sunulmuştur. Bu açıdan internet gazeteciliği ilginç bir kesişme noktası oluşturuyor. Süslemecilerin önemli beklentilerinden birisi günümüzde varolan egemen medyanın tek yönlülüğüne karşın etkileşimci ağ gazeteciliğinin sistemin bir eksikliğini gidereceğidir. Yani toplumun güçsüzleri, kendi etkinlikleriyle yeni bir gazete/medya yapısı ortaya çıkaracaktır. Bu yapı, medya baronlarının belirlediği egemen medyadan farklı olacaktır. Aslında bu tür bir yapı, bugünkü tanımıyla ‘gazeteciyi’ ortadan kaldırmaktadır. Artık gazeteci yoktur, içerik yaratan birey vardır.
Yukarıdaki uç beklentinin derece derece farklı çeşitlemelerinin olduğunu söylemek gerek. Egemen medya alanına girmenin gerektirdiği yüksek maliyetlerin yerine ‘patronsuz gazetecilerin’ oluşturacağı türden bir ağ gazeteciliğinin doğabileceğini söyleyenler de var. Çünkü internette bir ’sayfa açmanın’ maliyeti, geleneksel medya ürünlerine kıyasla son derece düşük. Her ne kadar sayfa açmanın maliyeti görece olarak düşük olsa da, iyi bir gazetenin gerektirdiği sayıda gazetecinin ve onların görevlerini yerine getirebilmek için yapacakları harcamaların boyutu hiç de küçük değil.
ENFORMASYON BOMBARDIMANI
Ağ gazeteciliğini değerlendirirken unutmamamız gereken birkaç nokta var. Bunlardan birincisi internetin toplumdaki yaygınlığıdır. Bu yaygınlık Türkiye’de son derece düşük. Ağ gazeteciliğinin kendilerine ‘güç katacak güçsüzleri’, ağın dışındalar. Bu durum interneti kullananların, sayıları yüz binlere ulaşsa da, seçkin bir küme olduğu anlamına geliyor. İkinci nokta, insanların kültürel alışkanlıkları. Birkaç kuşak daha geçmeden, kağıt gazete okumayı internete yeğleyecek olanların sayısı daha fazla olacak. Tabii benim gibi, Birgün Gazetesi’ni bayide bulmakta zorlananlar, internet aboneliğini yeğleyebilirler. Gelelim gazetecilik mesleğinin ortadan kalkışına. Bence, gazetecilik mesleğinin önemli bir işlevi var.
Gazeteciler, kamu yararına işleyen bir yapıda, çöpü samandan ayırma işlevini yerine getirebilirler. Enformasyon bombardımanı altındaki insanlara, onları en çok etkileyecek gelişmeleri süzerek çıkarıp, hepimizin anlayacağı bir dilde sunabilirler. Aslında geleneksel medyada da söz konusu olan bu işlev, özellikle internet gibi çöp bilginin inanılmaz boyutlarda olduğu ortamlarda daha da önem kazanabilir.
———————-
Haluk Geray: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi
Prof. Dr. Haluk Geray, her hafta Birgün Gazetesi’nde bilişim yazıları yazıyor.
ÖĞRETİM ÜYESİ MEHMET SUCU:
Kes-yapıştırcılar veya haber apartalları
İlk senelerde işler o kadar karışıktı ki kimse neyin ne olduğunu bilmiyordu. İnternet, Türkiye’de artık alışılan bir şey olduktan sonra haber siteleri ortaya çıkmaya başladı. Bu dönemlerde kendilerine bağımsız diyen siteler çıktı. Fakat bunlar arasında ilk özgün haber sitesi herhalde Habertürk’tü. Habertürk, önemli bir mihenk taşı. Bu tür haberciliği yaygınlaştırması anlamında iyi, ama yapı bakımından kötü bir deneyim yarattı. Kes-yapıştır haberciliği yapıyor çünkü. Telif ödemiyorlar. Yasalarda var olan bazı açıklardan yararlanıyorlar. Gazetelerde bir yazı yayımlandığı andan itibaren paylaşılabilir hale geliyor. Eğer aynen alıntılamazsanız.
İNTERNET OKURU MEMNUN
Bir süre sonra Anadolu Ajansı’ndan kes-yapıştır yapmaya başlayınca kıyamet koptu. AA ve Habertürk çok uzun süre davalık oldu. Benim bir arkadaşım bunlara haber portalı değil, ‘haber apartalı’ der. Gazetecilikte en önemli olgu, muhabirliğin olmasıdır. Yani, olay yerine gidecek, görecek, olaya-olguya dokunacak, onu hissedecek, algılayıp yazacaksınız. Siz bunu yapmazsanız, muhabiriniz yoksa acayip yanlışlar yapar, acayip tuzaklara düşersiniz. Dezenformasyon üretiyorsunuz. Önce siz yanılıyorsunuz, siz yanıldığınız için de okuru yanıltıyorsunuz. Benim gördüğüm, birkaç haber sitesi hariç hepsinde de bu sorunlar var. Çünkü hiçbirinin muhabiri yok. Şöyle bir şey var; internet haber sitelerini izleyenler bu yayıncılıktan aslında memnun. Çünkü interneti takip edenlerin sosyolojik yapısı aldatılmaya çok uygun. Türkiye’de dört milyon yakın bilgisayar kullanıcısı var. Bunların çoğunluğu genç çocuklar. Kendi özel jargonları olan, birbirlerine ’slm’, ‘asl’ diyen biraz Amerikanvari, Türkiye dışında yaşayan dezenformasyon ve misenformasyona çok açık olan insanlar. Bundan çok da rahatsızlık duymadıklarını söylemek mümkün. Sonuçta da ortaya çıkan bu oluyor.
Türkiye’de ne kadar internet okuru olduğu hakkında net bilgiler elimizde yok. Birçok rakamdan bahsediliyor ama hangisi doğru, hangisi yanlış bilemiyoruz. Yine de 3 ila 5 milyon arasında internet kullanıcısı olduğunu tahmin ediyoruz. Ama bunların büyük kısmı işyerlerinde. İnternet üzerinde de, internet haberciliği üzerinde de bir ‘düzenleme’nin yapılması çok zor. İnterneti bir düzen altına almak onun doğasına aykırı. Diyelim ki bunu Türkiye’de yasakladınız, adam gidip Norveç’ten yayın yapacak. Bunu engellemek mümkün değil. Ama bizim üzerinde durduğumuz sorun, internete özgü değil. Sorun, gazeteciliğe özgü bir sorun. Sorun özellikle Türkiye’de gazetecilikten köşe dönücülüğe geçilmesiyle ilgili.
———————
Mehmet Sucu: Cumhuriyet Gazetesi’nde internet sayfası hazırlayan Mehmet Sucu, Marmara Üniversitesi’nde gazetecilik dersleri veriyor.
ÖGRETİM ÜYESİ ESRA ARSAN*:
Haber siteleri yetersiz ve sığ
Haber almak için ne kadar sıklıkla internete başvuruyorsunuz?
Hemen hergün takip etmeye çalışıyorum.
Türkiye’deki haber siteleri arasında güvenilir bulduğunuz haber siteleri var mı?
Öncelikle, kağıda basılı gazetelerin haber sitelerini bu sıralama dışında bıraktığımı söylemeliyim. yoksa, hürriyetim.com, radikal.com.tr ve milliyet.com.tr gibi siteleri de hızlı ve internetin içeriksel ve teknik olanaklarını düzgün kullanan siteler olarak görüyorum. Sadece internet haberciliği anlamında bence gerçek bir site yok. bianet.org hariç.
Türkiye’deki haber sitelerinin genel durumunu nasıl buluyorsunuz’ Bu haber sitelerinde “gazetecilik” yapıldığını düşünüyor musunuz?
Hayır, Türkiye’de gerçek anlamda habercilik yapan siteler yok.
Yayıncılık pratikleri açısından bu haber siteleri cinsiyetçilik-siyaset-militarizm- gibi konularda TV ve gazetelerden ayrılan olumlu niteliklere sahip mi’ Veya internet haberciliğinin içinde “alternatiflik” barındırdığı söylenebilir mi?
Evet. Kesinlikle. İnternet haberciliği doğası gereği alternatiftir. Farklıdır ve marjinalize edilenin, yok sayılanın, görmezden gelinenin sesi, kulağı gözü olma potansiyeline sahiptir.
Türkiye dışındaki ülkelerle karşılaştırıldığında bizdeki haber siteleri nasıl görünüyor?
Yetersiz ve sığ.
“Doğru”, “olması gereken” bir internet haberciliği nasıl sağlanabilir’ Yapılması gerekenler neler?
İnternetin multimedya, interaktivite ve hipertex özelliklerinin, hızının ve alan kısıtlaması olmayan niteliklerinin sonuna kadar kullanılması gerekiyor. Ancak bunu bugüne kadar Türkiye’de yapan yok. Örnek isterseniz, indymedia.org’a bakabilirsiniz.
————————–
* Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden Esra D. Arsan, bianet.org, haysiyet.com ve Radikal İki gibi yayınlara medya analizi yazıları yazıyor.
NETHABER.COM
‘Bize yöneltilen eleştiriler doğru’
Nethaber’in sahibi Basım:
Bu kadroyla bu kadar olur. Kimse buna dikkat etmiyor
Nethaber.com, Türkiye’de açılmış ilk haber sitelerinden. 1997′de Süperonline bünyesinde açıldı. Sitenin kurucusu Nevzat Basım da ilk internet habercilerinden. Site bünyesinde şu anda dört kişi çalışıyor. Nevzat Basım, siteyi günde 70 bin kişinin ziyaret ettiğini söylüyor. Basım’a göre internet siteleri çoğu gazeteci için artık kurtarıcı rolü gören bir “ada”.
Haber portalları için haberle organik bir ilişkileri olmadığı, kes-yapıştır mantığıyla haberin doğrulanmadan yayına verildiği yönünde eleştiriler var. Sizin bu eleştiriye yanıtınız ne?
Bugün için bu eleştirilerin çoğu doğru… Ama koşulları göz ardı etmeden eleştiri yapmak gerek… Bugün, hiçbir haber sitesi, haber toplamak için kadro istihdam edebilecek gelire sahip değil… Bu eleştiriyi yapanlar, bunu göz ardı ediyorlar… Haber de toplayın, cebinizden paraları harcayın, ama para kazanmayın deniyorsa ve bu işi o koşulda gerçekleştirebilecek olanlar varsa, ne güzel… Ama reel durum bu; ve bu haliyle bile haber siteleri ihtiyaç karşılamaya devam ediyorlar…
İdeolojik olarak yayınınızı nasıl tarif ediyorsunuz’ Yayın politikanız neyin üzerine kurulu?
Biz kendimizi bir ideolojik farklılıkla tarif etmiyor ya da öyle farklılaştırmıyoruz. Ancak Türkiye’de habercilik, hâlâ 1950 model bir gazetecilik. Gazetecilikte, haber sunum tekniklerinde, öylesine çok yol alındı ki, biz halen 1950 model habercilik dilini kullanıyoruz… Ve habercilik Türkiye’de dar alana sıkışıp kalmış durumda. Biz habercilik anlayışımızı geniş tutuyoruz; gerçek farklılığımız da bu… Haber denilen şeyin bize bir şekilde fayda yaratıyor olmasını çok önemsiyoruz. Fayda dediğimiz şey, bir konuşma konusu olmak da olabilir… Bir haber, arkadaşınızla aranızda sohbet konusu olabiliyorsa, bu da haberin faydasıdır ve bizim habercilik anlayışımıza göre önemlidir…
İnternet haberciliğiyle ilgili sorunlara çözüm önerileriniz var mı?
Gelir, internet haberciliğinin en önemli sorunu şu anda. Eğer reklama dayalı gelir modeli tutarsa, internet haberciliğinde de hızlı bir kalite artışı olur… Peki reklama dayalı gelir modelinin tutması için ne olması gerekiyor’ Olması gereken, reklam verenlerin interneti büyük ve kalabalık bir nüfusu barındıran etkili bir yayıncılık mecrası olarak görmesi. Henüz basılı ve görüntülü yayınlar dışında yaygın bir haber tüketimi (geniş kitleler için) olmadığından, reklam veren de reklam mecrası olarak interneti kullanmakta tereddüt ediyor…
SESONLİNE.NET
‘Henüz taşlar yerine oturmadı’
Sesonline Koordinatörü: Yaygın medyanın görmediği haberleri vermeye çalışıyoruz
Sesonline.net, bir yıllık maziye sahip. Birgün Gazetesi’nin “kardeş” kuruluşu. 2004′ün Mart ayında yayına başladı. Günde ortalama 90-100 civarında haber yayınlıyor. Yayın yönetmeni Yalçın Ergündoğan, sitenin günde 250 bin kere tıklandığını söylüyor. Sitenin bir editörü bulunuyor. En önemli haber kaynağı Anadolu Ajansı ve Birgün’ün muhabirleri.
Temelde hangi noktalarda eleştiriliyorsunuz’ Okurla nasıl bir ilişkiniz var?
Okuyucularımızla yoğun bir iletişimimiz var. Şu ana dek çok ciddi olarak bir noktaya odaklanmış somut eleştiriler almadık. Daha çok yayınladığımız çeşitli haberler üzerine yorumlar ya da ek katkılar alıyoruz. Kimi zaman yayın çizgimizin kızdırdığı bazı kesimlerden ise, eleştiriden uzak, saldırganlık kokan iletiler alıyoruz…
İdeolojik olarak kendinizi ve yayınınızı nasıl tarif ediyorsunuz?
Sesonline.net “ideolojik” olarak tanımlanacak bir yayın değil. Gazete, Radyo ve Televizyon’dan daha hızlı, “anında haber, 24 saat haber” hedefiyle yola çıkan Sesonline.net yaygın medyanın görmediği, ya da görüp de çarpıttığı haberleri, nesnel olarak sunuyor. Sesonline, emeğe, doğaya, çevreye, tüm canlılara duyarlı bağımsız bir yayın çizgisi izliyor… Yayınlarımızda, demokrat bir “dili” oturtmaya çalışıyoruz. Bunu da çok önemsiyoruz doğrusu…
Haberleri yayınlarken teyit etme mekanizması işliyor mu’ Buna ne kadar özen gösteriyorsunuz?
Kes-yapıştır tarzı haber yayınlamamaya çalışıyoruz. Muhabirlerimiz kanalıyla topladığımız haberleri kaynağından doğrulatıyoruz. Teyit ettiriyoruz. Farklı görüşler aldırıyoruz. Zaman zaman da, rutin haberleri ajanslar kanalıyla alıyoruz.
Türkiye’deki internet haberciliğini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’de internet yayıncılığı henüz yolun başında. Taşlar yerine oturmamış henüz. Ama zaman içinde her şey daha yerine oturacak. Gelişen iletişim teknolojisi; okuyucuyu anında haber almaya, karşılıklı etkileşimli-iletişimli olmaya yönlendiriyor. İnternetin gelişim süreci içinde biz de alternatif olma yolunda çaba gösteriyoruz…
İNTERNETHABER’İN SAHİBİ HADİ ÖZIŞIK
Kesip yapıştırıyoruz, ama…
İnternethaber.com: Büyük gazetelerin haber siteleri olmasına rağmen okurlar bizi izliyor. Bu, bize güvendiklerini gösteriyor. Kes-yapıştır yapıyoruz, ama kaynak da gösteriyoruz
İnternethaber.com, en popüler haber siteleri arasında yer alıyor. Sitenin ona yakın “köşe yazarı” bulunuyor. Yayın yönetmeni Hadi Özışık, günde 120 bin izleyicileri olduğunu söylüyor. Sitede 8 çalışan var. Bunlar ajansları ve gazeteleri takip ederek sürekli siteyi güncelliyor. Günde 400 haber yayınladıklarını söylüyorlar. İnternethaber’de dinamik bir okur profili var. Okurlar herhangi bir habere anında yorum yazıyor. Yalnız bu yorumların önemli bir bölümü herhangi bir editöryal süzgeçten geçmeden yayına sunuluyor. Bu nedenle sitede çoğu zaman faşizan içerikli metinlerle karşılaşılıyor. İnternethaber bünyesinde ayrıca internetspor ve gazeteciler.com siteleri bulunuyor. Sitenin sahibi ve Star Gazetesi yazarı Hadi Özışık’ın sorularımıza yanıtları:
İnternet haberciliğine başlamanız nasıl oldu?
28 Şubat ile ilgili “Kirli Sayfa” adında bir kitap yazmıştım. Bu kitabı internete aktarmak istedim. Bunun için kendim bir sayfa yapmaya çalışmıştım. Bu arada genç bir arkadaşın bana sayfa yapımı için yardımları oldu. O genç arkadaşın da desteğiyle ben artık internet siteleri yaparak hayatımı sürdürdüm. Kardeşimle kafa kafaya verip Kadıköy’de bir büro kiraladık. 350 dolarımız vardı o zaman. Bir web sayfamız vardı ama haberleri nasıl aktaracağımız hakkında fikrimiz yoktu. Sonra habertürk’ü görünce siteyi hızlandırdık.
İnternet sitelerinin haberle organik bir ilişkileri yok. Sizde bir haberin yayınlanma süreci nasıl işliyor?
Biz günde en az 400 haber yayınlıyoruz. 24 saat boyunca site açık. Her an haber giriliyor. Dışarıda internet haber sitelerinin kes-yapıştır yaptıklarına dair bir fikir var. Bizim gazetelerden haber alıp yapıştırdığımızı söylüyorlar. Kes-yapıştır yapıldığı doğru. Evet, ajanstan da haber alıp yapıştırıyoruz. 0Ama o haber düzeltiliyor. Sonuçta sizin gazeteye de haber geliyor, orada da düzeltilip yayınlanmıyor mu? Gazetelerden haber aldığımız da doğru. Ama sadece özel haberlerini kaynak göstererek okurlarımızla paylaşıyoruz. Köşe yazarlarından da önemli bulduklarımızı yayınlıyoruz. Kaynağı mutlaka belirtiyoruz.
Genel olarak nasıl bir intiba var. İnsanlar sizin haberlerinize güveniyor mu?
Günde 120 bin ziyaretçi az değil. Bu insanların buna itibar etmesinin tek nedeni var. O da internete güveniyor olmaları. Medya savaşlarını biliyorsunuz. Gazetelerdeki haberlere insanlar pek güvenmiyorlar. Bütün gazetelerin web sayfaları var zaten. Peki bize neden ihtiyaç duyuyor okur? Demek ki biz bir yerde okurun güvenini kazanmışız.
Başta sizin siteniz olmak üzere birçok haber sitesinde haberlerin altında yüzlerce faşizan içerikli “okur mektubu” yayınlanıyor. Neden bunları yayınlıyorsunuz?
Bizim ilk dönemlerimizde bu okur mailleri hakkında çok ciddi hatalarımız oldu. Ben buradaki bütün editör arkadaşlarıma asla faşizan içerikli başlık atmayın diyorum. Faşizan mailleri olduğu gibi yayınlamayın diyorum.
Ama sonuçta yayınlanıyor bunlar…
Sizin o söyledikleriniz genelde okur yorumları oluyor. Günde biz 400 haber yayınlıyorsak, emin olun bize bin-2 bin tane de yorum geliyor. Bu yorumları bizim mevcut kadro onaylıyor. Bu okur mektuplarını edit edemememiz kıt imkanlarla ilgili. Benim en iyi editörüm kötü yorumlar yayınladı. Çünkü az kişi çok iş yapıyor burada. Bahsettiğiniz durumlar oluyor ama bu hataları en asgariye de düşürmeye çalışıyoruz.
SANAL DÜNYADA SANAL GAZETECİLİK 3
Birgün Gazetesi’nde yayınlanan yazı dizisinin üçüncü bölümünde Doğuş Grubu’na bağlı NTVMSNBC.com’un Yayın Yönetmeni Adnan Bostancıoğlu ve Ufuk Güldemir’in sahibi olduğu Habertürk.com’un Yayın Yönetmeni Tarık Toros internet gazeteciliği hakkındaki soruları yanıtlıyor…
NTVMSNBC YAYIN YÖNETMENİ ADNAN BOSTANCIOĞLU:
İsteyen aklına geleni yazıyor
Medyanın çehresi ne ise internet haberciliği de farklı değil. Biraz sansasyon, biraz dedikodu, biraz çarpıtma…
İnternetin popüler ve diğerlerine oranla güvenilir sitelerinden olan ntvmsnbc, 2000 yılının Mayıs ayında yayına başladı. Yayın Yönetmeni Adnan Bostancıoğlu, sitenin günde 90-100 bin farklı ziyaretçi tarafından izlendiğini, günlük ortalama ‘tık’ sayısının da bir milyonu bulduğunu söylüyor. Sitede günde 150′yi aşkın haber yayınlanıyor. Anadolu Ajansı, Associated Press ve Reuters gibi ajanslara üyeler. Fakat öncelikli haber kaynağı NTV televizyonunun haber havuzu. Haber portalında şu anda 20 kişi çalışıyor. İnternet haberciliğinin ekonomik getiri ve götürüleri neler?
Türkiye’de internet haberciliği, henüz ‘kârlı’ bir yatırım alanı değil. Reklam harcaması yapan birçok şirketin özel bir ‘internet portföyü’ yok. Başka mecraların (TV, radyo vb.) yanı sıra pazarlama imkanı olan markalar daha avantajlı. Nitekim ntvmsnbc, ilk kez geçen yıl, gelirlerini giderlerinin üzerine çıkarttı.
İdeolojik olarak yayınınızı nasıl tarif ediyorsunuz?
Kendimize dair ideolojik bir tarifimiz yok. Hızlı ve güvenilir habercilik yapmaya çalışıyoruz. Sansasyona rağbet etmeden, olanı olduğu gibi vermeye çalışıyoruz. Tartışmalı konularda, tarafların görüşlerini almaya özen gösteriyoruz.
Hangi noktalarda eleştiriliyorsunuz? Okurla nasıl bir ilişkiniz var?
Okurlarımızla gayet ‘interaktif’ bir ilişkimiz var. Haberlerle ilgili olarak eleştirilerini sakınmıyorlar. Kamuoyunda belli bir güven tesis ettiğimiz için, zaman zaman ortaya çıkan hatalar karşısında “bunu sizden beklemezdik” türü eleştiriler en sık rastladıklarımız. Bir de, internet haberciliğinde hız öne çıktığından, ister istemez ilk yazımlarda imla hataları olabiliyor. Biz onları düzeltene kadar mutlaka bir grup insan okumuş oluyor ve ‘affetmiyorlar’!
Haberi yayınlamadan önce teyit ediyor musunuz? Buna özen gösteriyor musunuz? Ayrıca “kes-yapıştır” eleştirisine yorumunuz ne?
Evet, ‘kes-yapıştır’ anlayışı çok yaygın. Bundan en fazla mağdur olanlardan biri de biziz. Farklı haber mecraları (portallar, hatta günlük gazeteler vb.) genellikle bizden kesip kendi yayın organlarına yapıştırıyorlar. Bunu yaparken kestiği şeyi okuma zahmetine bile girmeyenler var. Kendi mahreçleriyle verdikleri haberin içinden “falancanın ntvmsnbc’ye yaptığı açıklamaya göre…” gibi cümleleri bile ayıklamadıkları oluyor. Bizim teyit mekanizmamıza gelince… Ajanstan bile gelse, kimi haberlerde kuşkulu gördüğümüz bir husus varsa, ya konuya ulaşma imkanı olan NTV muhabirinden kontrol ediyoruz, ya da meselenin netleşmesi için bekliyoruz.
İnternet haberciliğini nasıl görüyorsunuz? Hangi konularda eksikler-yanlışlar görüyorsunuz?
Medyamızın genel çehresi ne ise internet haberciliği de ondan farklı değil. Biraz sansasyon, biraz dedikodu, biraz çarpıtma… İnternet haberciliğinde, karşınızda somut bir sorumlu şahsiyet olmadığından, isteyenin aklına geleni yazdığı bir ortamın önüne geçilemiyor. Sonra da pirincin taşı ayıklanamıyor. Aslında mağdur dışında ayıklamak isteyen de yok. İşini ciddiyetle yürütmeye çalışan girişimleri göz ardı etmemek lazım.
HABERTÜRK TARIK TOROS:
İnternetin Hürriyet’iyiz
Haberle organik bağımızın olmadığı sık sık söyleniyor. Biz gökten zembille inmedik… Gazeteler de bizden farksız değil. Onlar da esas olarak ajanslardan besleniyor.
Haberturk.com, internet haber siteleri arasında en çok eleştirilen sitelerin başında geliyor. En öne çıkan eleştiri, sansasyona yönelik bir habercilik yapıyor olması. Site, Anadolu Ajansı, İhlas Haber Ajansı ve Cihan Haber Ajansı gibi ajanslara üye. Ayrıca Habertürk televizyonunun haber havuzundan faydalanıyor. 2000 yılında açılan sitede günde 300′e yakın haber yayınlanıyor. Site bünyesinde 5 çalışan var. Sitenin yayın yönetmeni Tarık Toros kendilerini şöyle tarif ediyor: “Türk medyasında Hürriyet ne ise, internette Habertürk odur.”
Daha çok sansasyona yönelik, “flaş flaş flaş” tarzı bir haberciliği öne çıkardığınız izlenimi veriyorsunuz’ Bunu yapmaktaki nedeniniz ne?
Asla… “Flaş..Flaş..” gerektiği zaman atılır… Habertürk’te günde birkaç haber için geçerlidir bu. Hem içi boş sansasyon bir süre sonra döner sizi bumerang gibi çarpar… Okur artık itibar etmez. “Yine zırvalamışlar” diye düşünür. Ciddiyetinizi ve güvenilirliğinizi kaybedersiniz… Bakın bugünden örnek vereyim… Haliç köprüsünde patlamaya hazır bomba bulundu. Bomba imha ekipleri imha ettiler. Bunu önce manşetten vermedik. Küçük bir başlıkla duyurduk. Aradan biraz zaman geçtikten sonra, olay tüm boyutlarıyla aydınlandıktan sonra İstanbul’un önemli bir tehlike atlattığını görüp haberi manşetimize çektik… Bu mu sansasyonel habercilik’ İnternet okuru kıskançtır, gitti mi geri getiremezsiniz! Sansasyonla Türkiye’nin en büyük haber portalı olamazsınız…
Haberle organik bir bağınızın olmamasıyla eleştiriliyorsunuz. Ayrıca özellikle haberturk.com için haberi doğrulamadan yayına verdiğiniz yönünde eleştiriler var. Sizin bu eleştiriye yanıtınız ne?
Bu genel internet yayıncılığı için ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilen bir eleştiri… Nasıl haberle organik ilişkimiz yokmuş’ Biz gökten zembille inmedik… Ankara kökenli bir gazeteciyim. Başkent’te 5 yıl siyaset muhabirliği yaptım. Erbakan’ı başbakanken, Demirel’i cumhurbaşkanı iken takip ettim… Çiller’i ve Yılmaz’ı izledim… Parlamento muhabirliği yaptım… Ankara ve sonra İstanbul’daki tüm sıcak haberlerin, olayların içerisinde oldum. 10 binlerce haber yazdım, telefon bağlantısı yaptım. Canlı yayınlara çıktım. Haftada beş gün devam eden bir haber programı, Editoryal’i hazırlayıp sundum. Nasıl haberle organik ilişkimiz yokmuş? Bunu söyleyenler kendi gazetelerine bakmıyorlar mı? Asıl gazeteler Habertürk’te çıkan haberlerin yüzde 90′ını kopyalayıp öyle çıkıyor. Ayıp olmasın diye kendi muhabirlerinin birkaç haberine yer verip günü kurtarıyorlar… Hatta bazı gazeteler, muhabir gönderdikleri haberlerde bile ajans bültenini esas alıyorlar.
İdeolojik olarak kendinizi ve yayınınızı nasıl tarif ediyorsunuz?
Habertürk serbest piyasa, özgür medya, serbest düşünce temelleri üzerine kuruldu. Hep Ankara’ya yani başkent siyasetine karşı muhalif kimliğiyle bilindi. Dünya devletleri karşısında da Türkiye’nin menfaatlerini savundu. Irak Savaşı’nda savaşa girilmesi gerektiğini yazdığı için Amerikancılıkla suçlandı. Fakat şimdi görülüyor ki, Türkiye’nin Irak politikası yoktur; Türkiye Irak’ta yoktur. Biz o gün yayınladığımız analizi, iki yıl sonra tekrar hatırlattık. Hiç tepki gelmedi. Bilakis, “Ne doğru yazmışsınız” dediler… Oysa o gün binlerce eleştiri maili gelmişti, küfürler havada uçuşuyordu… İnternet haberciliğinin ekonomik getiri ve götürüleri neler?
İnternet haberciliği Türkiye ve dünyada en ucuz habercilik. Bugüne kadar sembolik denebilecek ücretlerle yapılıyordu. Fakat trafik arttıkça, bunun bedeli de büyüdü. Gelir kaynağı sadece ve sadece “banner” dediğimiz reklamlar… Banner’larla maaşlarımızı ödüyor, yayın kiralarımızı karşılıyoruz. İnternette izlenilirliğiniz ve trafiğiniz ölçüsünde geliriniz oluyor…
HAMZA AKTAN / YAZI DİZİSİ
Birgün Gazetesi’nde yayınlanan yazı dizisinin dördüncü bölümünde Medya Haber ve Medya Eleştiri siteleri ile meslek örgütlerini görüşleri yer alıyor. Dördüncü Kuvvet Medya’dan Ertuğrul Acar, Medyatava.net’ten Ömer Özgüner, Superpoligon.com’dan Kemal Kaya, Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGS Başkanı Ercan İpekçi ve ÇGD Başkanı Doğan Tılıç İnternet Gazeteciliğiyle ilgili soruları yanıtlıyor…
BUGÜN: Özellikle gazetecilerin sık sık konuştuğu, eleştirdiği ve izlediği haber siteleri var. Bu siteler yalnızca medya içinde neler olup bittiğiyle ilgili haberlere yer veriyor. Şimdiye kadar en çok tartışılan siteler de bunlar oldu. Çünü kimilerince bu siteler sadece dedikodudan müteşekkil; hangi gazeteci nereye transfer oldu, hangi köşe yazarı bir başkasına nasıl cevap verdi vs… Bu işi yapanlar ise yaptıklarının önemli bir ihtiyacı karşıladığı inancında. Site yöneticileri gazeteciler arası iletişim ve basındaki haksızlıklara dair gazetecilerin seslerini duyurmaları anlamında önemli bir işi yaptıklarını savunuyor. Medya siteleri de gittikçe artıyor. Bugün, bu sitelerden en çok konuşulan Medyatava ve Süperpoligon’la söyleşilerimiz var. Bunun yanında medyafaresi.com, jurnal.net, medyakafe.com gibi portallar var. Yalnızca medyaya dair enformasyon veren iki önemli site de dorduncukuvvetmedya.com ve haysiyet.com. TGS, TGC, ÇGD ve Basın Konseyi gibi meslek örgütleri internetteki çalışanları “gazeteci” tanımına dahil ediyor. Ama yaptıkları yayından memnun oldukları pek söylenemez.
‘Herkes kolaya kaçıyor’
Dorduncukuvvetmedya.com: En önemli hastalık düşüncenin tekdüzeliği. Kimse alternatiflik peşinde değil
Dorduncukuvvetmedya.com, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın basın danışmanlarından Ahmet Tezcan’ın kurduğu, daha çok medya haberleri ve eleştirileri içeren bir site. Ahmet Tezcan, sitenin yayın yönetmenliğini Başbakan danışmanı olduktan sonra bıraktı. Şimdiki yayın yönetmeni Ertuğrul Acar, sitenin Türkiye’deki medya eleştirisine önemli katkı sağladığını söylüyor. Sitede haberlerden çok medyayla ilgili araştırma ve yorumlara yer veriliyor. Günde ona yakın haber-yorum yayınlanıyor. Herhangi bir ajansa üye değiller.
“Haber”le nasıl bir ilişkiniz var? Haber kaynaklarınız (ajanslar gibi) neler?
Haber kaynaklarımız genelde okurlarımız. Bazı yerlerde özel muhabirlerimiz var. Zaten ağırlığımız yorumlardan oluştuğu için ajanslara ihtiyaç duymuyoruz. Yorumu öne çıkan köşe yazarlarından alıntılar yapıyoruz. Medya analizlerimiz oluyor. Bu içerik bizim işimizi görüyor.
Yayınınızı ideolojik olarak tanımlamanız nasıl?
Biz kendimizi “Muhalif medya” olarak tanımlıyoruz. Alternatif medya tanımlaması ise pek doğru olmaz. Bazı kesimler sitemizi Ahmet Tezcan’ın görevinden dolayı Başbakan’ın resmi medya sitesi olarak algılıyor. Bu son derece yanlış. Siteyi takip edenler görecekler ki bu sitede başbakanı çok sert şekilde eleştiren yazılar da yayınlanıyor. Hakaret ve iftira olmadıktan sonra her türlü eleştiriyi yayınlamaya çalışıyoruz.
Türkiye’deki internet haberciliği ne durumda?
İnternet gazeteciliğinin en önemli hastalıklarından biri düşüncenin tekdüze olması. Kimse alternatif bir şeyler üretme peşinde değil. Herkes kolaycılığa kaçıyor. Delinin kuyuya taş atması misali, ortalığa kaynağı belli olmayan bir haber düşüyor, herkes aynı haberi sorgusuz sualsiz yayınlıyor. Bir süre sonra ortalıkta dolaşan enformasyon kırıntısı anonim bir hal alıyor. Bağımsız haber siteleri nitelikten çok niceliğe önem veriyor. Ne kadar haber yayınlarsa o kadar iyi habercilik yaptıklarını düşünüyorlar. İnternet medyasının hakim medyaya alternatif olduğunu düşünüyor musunuz?
Haber sitelerinin hemen hemen tamamının haber kaynağı diğer medyaya da haber servisi yapan haber ajansları ve gazetelerin internet siteleri. Kendilerine ait bir haber ağları yok… Alternatif olduğunu söyleyenler karşı tarafla aynı kaynaktan besleniyorlar. Çoğu zaman kaynak bile gösterme zahmetinde bulunmuyorlar. Bu tanıma uymayan örnekler de yok değil.
‘Gazeteci gazeteciyi merak eder’
Medyatava’nın sahibi Ömer Özgüner, ‘medya magazini’ yaptıkları eleştirisi için ‘Ne zamandan beri işten atılan insanların derdini anlatmak medya magazini oldu!’ diyor…
Medyatava.com, medya siteleri arasında en popüler olanlarından. On kişilik bir çalışanı var. Bir dönem Anadolu Ajansı üyeliği almışlar, şimdi herhangi bir ajansla bağları yok. Günde 30′u aşkın haber yayınlıyorlar. Sitede yer alan haberler, gazetecilerin transferleri, köşe yazarları tartışmaları, gazete ve TV’lerde yaşanan “flaş” gelişmeler gibi konulardan oluşuyor. Sitede küçük bir köşe yazarı polemiği de, önemli bir gazetecilik konusu da manşete çıkarılabiliyor. Sitenin sahibi Ömer Özgüner, günde otuz bin kişi tarafından izlendiklerini söylüyor.
Yaptığınız iş için “medya magazini”, “medya dedikodusu” ifadeleri kullanılıyor. Siz ne olarak tarif ediyorsunuz?
Biz yaptığımız işe yanına herhangi bir sıfat eklemeden; gazetecilik ya da habercilik diyoruz. Sitemiz okunduğunda, dış haberler, transferler, ajans haberleri, işten çıkarmalar, ratingler, gazete tirajları, köşe yazıları olduğu görülecektir. Bütün bunlara eğer bu ülkede magazin ya da dedikodu deniliyorsa kavramların gözden geçirilmesi gerekir diye düşünüyoruz.
Siz “medya magazini” haberciliğine neden ve nasıl yöneldiniz? Mesela, hakim medyaya bir tepkiden mi, kendi medyanızı oluşturmak kaygısı mı? Veya ticari kaygılarla mı?
Bir şeyi tekrar düzeltelim. Medya magazini diye bir şey yok. Ne zamandan beri işten atılan insanların derdini anlatmak; ya da tazminatları sorun etmek; ya da maaşların bizde haber çıktığında alınması magazin oldu? Ama hakim medyaya karşı olması için değil, bir ihtiyaç olduğunu düşündüğümüzden siteyi kurduk. Gazeteci gazeteciyi merak eder. Artistin artisti ettiği, doktorun doktoru ettiği, siyasetçinin siyasetçiyi merak ettiği gibi. Zaten gazetecilik de haber de bu merak üzerine kurulur. Biz bu merak duygusu için siteyi kurduk. Ticari kaygı mı dediniz? Biraz da kazansak fena olmaz!
Yayınladığınız haberlere nasıl ulaşıyorsunuz, haber kaynaklarınız neler? Ayrıca bir haberin oluşum süreci nasıl işliyor sizde? Örneğin, herhangi bir duyumun da sizde haberleşebildiği yönünde eleştiriler var?
Duyumun bizde haber olması bir eleştiri değil ders olmalıdır. Çünkü gazetecinin işi duyum almak ve bu duyumu habere çevirebilme yeteneğidir. Habere nasıl ulaştığımıza gelince. Bu sitede yer alan her haber başka gazeteciler, reklamcılar ve yöneticiler tarafından okunduğu için çok sayıda isim bize kendiliğinden haber gönderir. Biz o duyumları kontrol ettikten sonra yayına sokarız. Ayrıca siteyi kuran dört editör olarak da çok geniş bir ilişki ağımız var. Bu yüzden bütün haberler ilk olarak bize geliyor. Ve yüzde doksan oranında medyada olan her şey ilk olarak bizde yer alır. Şunu da söyleyelim, yazdıklarımızın tamamı doğru çıkmayabilir, hatalar olur. Ama biz yazmadıysak da doğru değildir. Kısacası bir haberin sağlaması bizden geçer…
Size yönelik bir eleştiri de hakim medyaya dair eleştirel bir tutum takınmıyor oluşunuz, yalnızca magazinellik kısmıyla ilgili oluşunuz.
Buna bir yanıtımız yok. “Hakim medya” diye bir şey de yok. Yeni Şafak mı şimdi hakim medya, yoksa Hürriyet mi, yoksa Zaman mı, Sabah mı? Biz yine de hangisi olursa olsun, yanlış gördüğümüz konularda zehir zemberek analizler yazmaktayız. Ama esas yapmaya çalıştığımız şey olan biteni olduğu gibi yazmak.
‘Eleştiriler umurumuzda değil’
Superpoligon.com’un editörü Kemal Kaya: Herkes medyada neler olduğunu merak ediyor. Bizim yaptığımız da bu merakı gidermek
İsmi medyatava ile anılan bir başka medya sitesi de superpoligon.com. Bu sitede de “flaş flaş flaş” patlangaçları eksik olmuyor. Site 2000′de kuruldu. 5 kişi aktif olarak güncellemeyle uğraşıyor. Editörlerden Kemal Kaya, basındaki çoğu gazetecinin kendilerine gönüllü muhabirlik yaptığını söylüyor. Editörünün deyimiyle sitede günde 5 haber verildiği de oluyor, 50 haber de. Herhangi bir ajansa üye değiller. Kemal Kaya, günlük izlenme oranlarının 100 ila 150 bin civarında olduğunu söylüyor.
“Medya magazini” haberciliğine neden ve nasıl yöneldiniz? Hakim medyaya bir tepkiden mi, kendi medyanızı oluşturmak kaygısı mı? Veya ticari kaygılarla mı?
Medya magazini ifadesini Superpoligon için kullanmak çok doğru olmaz. Bütün gazeteci arkadaşlarımız gibi biz de medyada işlerin nasıl döndüğünü merak etmekteydik. Patronaj ve üst düzey yöneticiler arasındaki ilişkiler nasıl yürüyor? Neden üst düzey yöneticilerimiz ABD standartlarının üzerinde maaş alırken bize Rusya’daki maaşları örnek gösteriyor ve biz Rusya’daki maaşlarla bile iş bulmakta güçlük çekiyoruz? Bütün bunları düşünüp tartışırken bir yandan da yazmaya başladık. Bütün gruplarda ve kurumlarda çalışan arkadaşlarımız olması bilgi akışını da hızlandırdı. Güncel haberlerimiz de ilgi çekti. Böylece doğal bir gelişim süreci yaşadık.
Medya sitelerinin yaygınlaşmasını neye bağlıyorsunuz?
Biz bu işi yaparken fark ettik ki, Türkiye’de birçok insan ülkenin içinde bulunduğu durumdan medyayı sorumlu tutuyor. Haksız da sayılmazlar. Medya kullanılarak bankalardan milyarlarca dolar soyulmuşsa, ihaleler paylaşılmışsa kim bunlar ve ne yapmak istiyorlar diye sorar herkes. Bu ülkede medya askeri gaza getirip darbeye sevk etme cesareti gösteriyorsa, hükümetler devirip, kuruyorsa; bakan atayıp alıyorsa hasılı kelam bugün olmasa da kısa süre öncesine kadar iktidar gücü büyük oranda medya ve arkasındaki güçlerin elindeyse herkes merak eder medyayı kim nasıl yönetiyor diye…
“Medya magazinciliği” eleştirilerine yanıtınız?
Kimin ne dediği çok umurumuzda değil. Yaptığımız iş ortada. Türkiye’nin en büyük kabul edilen gazetesinin anlı-şanlı köşe yazarları Superpoligon kendilerinden alıntı yapmıyor, yazılarına yer vermiyor diye üzüntülerini bize iletme ihtiyacı duyuyorlarsa yaptığımız işe magazin veya dedikodu denmesi bizi hiç üzmez.
Sizde bir haberin oluşum süreci nasıl işliyor?
Biraz biz bize olmanın rahatlığı içinde hareket ettiğimiz oluyor. Ama en önemli özelliğimiz şu: Biz bir sermayenin yönlendirmesiyle maksatlı haber yapmıyoruz. Haberleri yönlendirmiyoruz. Bir yanlış yaparsak da gocunmadan düzeltiyoruz. Yorum yazan okuyucularımız acımasızca hatta bazen haksız yere Superpoligon’u eleştiriyorlar. Ama bunlara da yer veriyoruz.
BASIN ÖRGÜTLERİ NE DİYOR?
Devlet interneti tanımıyor, ama yaptırım uygulayabiliyor
ORHAN ERİNÇ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
İnternette de ciddi yayınlar ve bulvar yayınları karşıtlığı hakim. Kimi portallarda sadece dedikodular yer alıyor. Kimilerinde kendi görüşlerini yaygınlaştırmaya uygun yayınlar var. Kiminde ise habercilik. Çalışma mevzuatına göre haber portalları “yayın” sayılıyor ama bunu yürütenler gazeteci sayılmıyor. Son Ceza Kanunu’nda internet yayınları ve internet gazetecileri ceza kapsamına alınıyor. Devlet, internet yayıncılığının tanımını yapmakta ayak direrken Ceza Yasası bunlara yaptırımı gündeme getirebiliyor. Kısa zamanda İnternet gazetecilerinin de Basın İş Yasası kapsamına alınması gerekiyor.
OKTAY EKŞİ Basın Konseyi Başkanı
Bu alanda görev yapan arkadaşlarımız gazeteciliğin temel ilkelerine etik açıdan bağlı kalarak görevlerini yaparlarsa topluma büyük yarar sağlayacaklar. Ancak varolan durumu istisnalar dışında bu beklentiden çok uzak görüyorum. Çok önemli bir olanağın böylece mahvedildiğini düşünüp üzülüyorum. Bu işi sorumsuz ve seviyesiz bir şekilde yapanların eninde sonunda gazeteciliğin olmazsa olmaz ilkelerine saygılı olmayı öğreneceklerini umuyorum. Biz Basın Konseyi olarak bilfiil gazetecilik yapan herkesi başka bir koşul aramadan gazeteci sayarız. Yıllardır görüşümüz bu. İnternet alanında çalışanları da gazeteci sayıyoruz.
ERCAN İPEKÇİ
Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı
İnternette medyanın genel tablosundan farklı bir durum yok. Yazılı ve görsel medyada nasıl yozlaşmışlık varsa internette de var. Yazılı ve görsel medyada düzgün yayınlar olduğu gibi internette de var. İnterneti en baştan özgürlüklerin sınırsızca kullanılabildiği bir alan olarak görmek iyi olurdu. Ama maalesef orayı da belli alanlarda yozlaştırdık. İnternet haberciliğiyle ilgili olarak bir yasal düzenleme yok. Bu alanda çalışanlar İş Yasası kapsamında değiller. Medyadaki hakim sömürü orada da devam ediyor. Herhangi bir yasal tanımın olmaması en önemli handikap. Bunun bir an önce düzenlenmesini istiyoruz.
DOĞAN TILIÇ
Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı
İnternet gazeteciliğinin dünyanın iletişim özgürlüğüne katkısının çok büyük olacağı söylendi. Fakat zaman bunun hiç de böyle olmadığını gösterdi. Teknoloji kendi başına bilgi zenginleri ile bilgi yoksulları arasındaki uçurumun daralmasına katkı sağlayamaz. İnternette gazeteciliğin en temel gereksinimi olan editöryal kontrol büyük ölçüde ortadan kalktı. ÇGD, bu alanda çalışanları gazeteci olarak tanımlıyor. Hatta bu alanda çalışan arkadaşların özel olarak örgütlenmesine dair çalışmalarımız da oldu. Ama bu yönlü bir talebin daha çok onlardan gelmesi gerek. O konuda maalesef fazla bir gelişme olmadı.
Yazı dizisi boyunca göründüğü kadarıyla internet sitelerinin temel eksiklikleri olarak şunlar öne çıkıyor: Muhabir bulundurmadıkları için habercilik anlamında bir özgünlüğe sahip değiller. Editoryal denetim ne yazık ki, minimuma inmiş durumda. Haber ve yazıların sahiplerine yönelik herhangi bir ‘telif politikası’ yok. En önemli haber kaynakları Anadolu Ajansı ve muadili ajanslar. Bu da, ajans haberciliğinin ötesine geçecek ve alternatif olacak bir mekanizmanın oluşmamasına yol açıyor.
* * *
Bugün, yazı dizisi boyunca görüştüğümüz haber sitelerinden çok farklı bir alanda gazetecilik yapan bir site; bianet.org ile söyleşimiz var. bianet.org, haber siteleri arasında gazetecilik-yayıncılık ilkelerini büyük bir titizlikle yürütmeye çalışmakla öbür sitelerden ayrılıyor. Site, merkez medya mantalitesine yakın portalların aksine, ajans haberlerine de bağlı değil. İkinci söyleşimiz yıllardır medya eleştirisi yapan, bunun için ayrı bir site (haysiyet.com) kuran yazar-yönetmen Ümit Kıvanç’la. Bianet’in proje danışmanı Nadire Mater’in de, Ümit Kıvanç’ın da internet haberciliğine yönelik sert eleştirileri var. Yazı dizisi boyunca göründüğü kadarıyla internet sitelerinin temel eksiklikleri olarak şunlar öne çıkıyor: Muhabir bulundurmadıkları için habercilik anlamında bir özgünlüğe sahip değiller. Editoryal denetim ne yazık ki, minimuma inmiş durumda. Haber ve yazıların sahiplerine yönelik herhangi bir ‘telif politikası’ yok. En önemli haber kaynakları Anadolu Ajansı ve muadili ajanslar. Bu da, ajans haberciliğinin ötesine geçecek ve alternatif olacak bir mekanizmanın oluşmamasına yol açıyor.
BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞI PROJE DANIŞMANI NADİRE MATER:
‘Çözüm Habercilerde’
Gazeteci Nadire Mater, bianet’in gazeteciler ve akademi için kısa zamanda önemli bir kaynak haline geldiğini söylüyor
Bağımsız İletişim Ağı (BİA), internetteki haber siteleri arasında yerel haberlere öncelik veren, hâkim medyanın anlayış ve diline “alternatif” bir model üretme çabasındaki ender sitelerden. Yereldeki gazetecilere eğitimler veren BİA projesinin temelleri 1997′de Ankara’da yerel radyo, televizyon ve gazetelerin yanı sıra Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve iletişim akademisyenlerinin katılımıyla gerçekleştirilen konferansta atıldı. BİA’nın amacı ve hedefi “yerel medyalar arası bir haber havuzu” oluşturmak. Projenin danışmanlığını yazar- gazeteci Nadire Mater, Koordinatörlüğünü yazar-gazeteci Ertuğrul Kürkçü yürütüyor. 8 yıllık mazisi olan projenin bianet.org adresiyle internete taşınması 2001′de 130′u aşkın yerel radyo, TV ve gazetenin katkısıyla gerçekleşiyor. Web sitesinde şu anda dört editör ve bir muhabir tam gün çalışıyor. Yereldeki gazete-radyo ve TV muhabirleri de haberleriyle katkı sunuyorlar.
Sitede ayrıca Ragıp Duran, Şahin Artan, Ümit Fırat, Nazmiye Güçlü ve Şeyhmus Diken gibi tanınmış yazarların yazıları düzenli olarak yayınlanıyor. BİA projesi yılda onu geçkin eğitim çalışması yapıyor. Eğitim, yereldeki muhabirlere ve sivil toplum örgütü temsilcilerine veriliyor. Türkiye’nin hemen her bölgesinde birkaç gün süren eğitim çalışmaları düzenli olarak yapılıyor. İstanbul’da yaptıkları son seminere 21 ilden 121 STK temsilcisi katıldı. BİA ayrıca gazetecilerin meslek ilkeleri ve yeni enformasyon teknolojileri hakkında eğitici nitelikte kitaplar yayınlıyor. Sitede günde ortalama 25 haber yayınlanıyor.
İnternet haberciliğine başladığınızda ne tür tepkiler alıyordunuz? Ve ne tür zorluklar yaşadınız?
2001 düzenlediğimiz konferansta haber havuzundan, haberlerin yerel medya arasında değiş tokuşundan, ihmal edilenlere kanal olmaktan, gündeme tersten bakmaktan söz ederken katılımcılar arasından akademisyenler hariç internetin adını duyan sadece bir parmak havaya kalkmıştı. Ki bugün BİA’da yer alan yerel medyanın artık çok az istisnayla İnternet kullandığını biliyoruz. İlk haber sayfamızı yaparken haberlerin bir türlü ekranda görünmesini sağlayacak yolculuk bitmemişti. Zorluk önce teknikti özetle. Bizim asıl yolculuğumuz habercilik üzerinde oldu, oluyor. Egemen medya anlayışının dışında bir model oluşturmaya çalışırken başta o ana kadar ister istemez yaygın medya anlayışıyla şekillenen kafa yapımızın şöyle bir sarsılması gerekiyordu ki bu pek de kolay değildi, değil. Farklılık yaratabilme çabası haberciliğin yanı sıra tüm ilişkileri kapsıyor elbette. Bianet haberciliği pek olumsuz tepki almıyor. BİA’yı eleştirenler, esasında burada doğru fiil saldıranlar olacak, gazetecilik üzerinden bir şey söylemeyi başaramadılar, böyle dertleri de pek olamazdı aslında. Onlarınki kendi sesleri dışında bir ses olmasın telaşı.
Nasıl bir hizmet veriyorsunuz? Habere nasıl ulaşıyorsunuz. Temel haber kaynaklarınız neler?
Biz halen bianet’e havuz gibi bakma yanlısıyız; o yüzden İnternet haberciliği, İnternet gazeteciliği gibi tanımları pek kullanmıyoruz. Haber kaynaklarımız yerel medya, başta hak kuruluşları olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşları ve bütün toplum diyebiliriz. Gazeteci olsun olmasın, Türkiye ve dışından insanlar bianet’e haber geçmekte kendilerini özgür hissediyor. Türkiye’deki İnternet haber sitelerinin genelde birincil ve neredeyse tek haber kaynağı olan ajans haberleri bianet’te kendine yer bulamıyor. Haftanın beş günü hak haberciliği temelinde bir gündem oluşturuyoruz; bu gene gündemi tersten tamamlıyor.
Temelde hangi noktalarda eleştiriliyorsunuz? Okurla nasıl bir ilişkiniz var?
Okurla, websitelerinde interaktif denen tarzda bir ilişkimiz yok. Örnekler bu ilişkinin provokatif, kimi zaman saldırgan ya da övgü üzerinden bir ilişki olduğunu gösteriyor. Okur bize görüşlerini e-posta ya da telefon yoluyla iletiyor. Genelde, okur tepkisini “bianet yaklaşımıyla çelişiyor” cümlesiyle ifade ediyor. Ya da okur, söz konusu bir yorumsa eleştirisiyle birlikte kendi görüşlerini yazıyor, biz de yayımlıyoruz.
İnternet haberciliğinde eleştirdiğiniz noktalar ne?
İnternet sonsuz bir “özgürlük” ortamı olarak tanımlanıyor, İnternet haberciliğinin de bundan yararlandığı öne sürülüyor. Bu doğru değil. Genelde medya neyse, internet gazeteciliği de o. Çözüm habercilerin kendisinde.
ÜMİT KIVANÇ:
‘İnternet, medyanın sefaletini artırdı’
Haysiyet.com’un Yayın Yönetmeni Ümit Kıvanç: İnternet habercileri, devlete karşı olanları hariç, sorumluluk taşımıyor
Haysiyet.com, 2000 yılında Bilgi Üniversitesi’nin desteğiyle kurulan medyakronik.com’un bünyesinde açılmış bir medya eleştiri sitesi. Medyakronik.com 2002′de yine Bilgi Üniversitesi tarafından kapatılınca haysiyet.com da bağımsız olarak yayınını sürdürdü. Başta sitenin yayın yönetmeni yazar-gazeteci Ümit Kıvanç olmak üzere aralarında Tanıl Bora, Nuray Mert, Alper Görmüş, Ahmet Çiğdem, Mustafa Sönmez ve Esra D. Arsan gibi yazar ve gazeteciler iki yıl boyunca medya analizleri ve eleştirisi yazıları yazdı. Ümit Kıvanç, hem hâkim medyayı hem de internet medyasını “sorumsuzluğun dörtnala at koşturduğu bir alan” olarak yorumluyor.
İnternet haber sitelerinde klasik anlamıyla “gazetecilik” yapıldığını düşünüyor musunuz?
Düşünmüyorum. Ama zaten artık basında da klasik anlamıyla gazetecilik neredeyse yapılmıyor. İnternetin medyamızın sefaletine katkıda bulunduğunu da maalesef eklemeliyim. Gazeteciyim diyenin maşallah elini kolunu tutan hiçbir sınırlama, hiçbir ahlâki kaygı, hiçbir sorumluluk duygusu (devlete karşı olan hariç) yok ortada. İnternet de sorumsuzluğun dörtnala at koşturduğu bir mecra. Dedikoduyu allayıp pullayıp haber diye sokuşturmanın çok daha kolay olduğu bir yer. Adı üstünde “sanal” bir âlem olduğu için, kendin gözükmeden bağırıp çağırabiliyorsun orta yerde. Ama bu durumun esas olarak internete özgü laçka edici özelliklerden değil, basınımızın mevcut durumundan, egemen ve yaygın kafa yapısından, ideolojiden kaynaklandığını düşünüyorum.
Türkiye dışındaki ülkelerle karşılaştırıldığında bizdeki haber siteleri nasıl görünüyor?
Türkiye dışındaki ülkelerle karşılaştırıldığında bizdeki medya nasıl görünüyorsa öyle.
Haysiyet.com, hangi ihtiyaca karşılık olması için var? Yanı sıra, internet “alternatif medya” “ihtiyacı”nı ne oranda karşıladı veya karşılayabildi mi?
Haysiyet.com, Medyakronik’in kapanmasından sonra, medya eleştirisini, öyle güncel ve etkili şekilde değilse bile, hiç değilse bir ölçüde sürdürebilmek için varoldu. Kapsamı Medyakronik’ten daha geniş aslında. “Maruz kaldığımız her türlü iletişim” diye tanımlamıştım ben konumuzu. Ancak, sen de yakından biliyorsun, zamanla yazanlar azaldı, okur ilgisi, site sık güncellendiğinde, dişe dokunur bir şeyler yayımlandığında azıcık canlanabiliyor, ama yazacak olanların ilgisi maalesef azaldı, bir daha artmadı. İnternetin alternatif medya ihtiyacını karşılayamamasında da yine memleketimizin bazı genel özellikleri etkili oldu. Biz alternatif medyadan, diyelim Hürriyet’in bu gazeteyi şimdi çıkaranlar değil de solcular tarafından çıkarılanını anlıyoruz genellikle. Başka bir yaklaşım, başka bir dil, başka sunuş tarzları, vs. bunlar bizim arayışımızın dışında. Biz hep doğruyuz ve haklıyız ya, lafımızı nasıl söylersek söyleyelim olacak sanıyoruz. İkinci olarak, alternatif medya, bir fikir yazıları derlemesi değildir. Varolan ve yaymak istediğimiz kanaatlerimizi derme çatma bir haber toplama faaliyetiyle birleştirerek, makale şeklinde değil, fotoğraflar, başlıklar, spotlar, spor sayfaları, bulmacalardan oluşan bir paketin içinde sununca alternatif medya olacak sanıyoruz. Oysa çok ciddi ve meşakkatli bir habercilik gerekiyor her şeyden önce. Alternatiflik arayışında ve iddiasında olan bütün yayın organları her zaman öncelikle bu işte çuvallamıştır.
“Doğru”, “olması gereken” bir internet haberciliği nasıl sağlanabilir? Yapılması gerekenler neler?
İnternet haberciliğinde başka habercilik türlerine göre önemli bir farklılık görmüyorum. Çok daha avantajlı sadece. Yani kabahatin özürü yok pek, internette. Çünkü yazdığınızı anbean güncelleyebilirsiniz, yeni şeyler katabilirsiniz buna, değiştirebilirsiniz, olay tam gelişmeden elinizdekini duyurabilirsiniz, istiyorsanız ve doğruysa habercilik kuralları ve etiği açısından bir fark yok internet haberciliğinde.
Bu yazı dizisi Birgün gazetesi’nde yayınlanmıştır…
02 March 2008




