Kimliğini arayan sanal medya: internet siteleri

Bugün geldiğimiz noktada bir gerçek var ki, sanal dünyanın habercileri bizi bilgisayar ekranlarının içine doğru karşı konulamaz bir güçle çekiyor. Peki kim bunlar? Birer hayali kahraman gibi ortada dolaşan internet habercileri ne zaman ete, kemiğe bürünmüş bir şekilde kurum gibi bir kurum olarak karşımıza çıkacaklar? İşte internet medyasının kimlik savaşı… Yıl 1969? Dünyada ilk internet çalışmaları, “paket anahtarlamalı ağ” sistemiyle yapıldı. Ve yıl 2005. Dünya genelinde yaklaşık 500.000 internet sitesi faaliyet gösteriyor ve bu rakam her geçen gün inanılmaz bir hızla artıyor. Yukarıdaki rakamlar gösteriyor ki insanoğlu, teknoloji maratonunda en hızlı adımı hiç kuşkusuz internet ile attı. Önceleri sadece daktilo gibi kullanılan bilgisayarlar şimdi dünyayı parmaklarımızın arasına sıkıştırdı. Şimdi dünya geneline yayılmış ve çeşitli alanlarda faaliye gösteren yarım milyon kadar site milyarlarca insan tarafından hergün tık?lanıyor.

İnternet medyasının ebeliğini gazeteciler yaptı
Nasıl oldu, nereden çıktılar, bu iş bu kadar basit miydi ve hepsinden önemlisi kim bu adamlar? İnternet medyasının en çok merak edilen noktalarını araştırdık.
Önce sanal dünyanın kahramanları olarak çağrıldılar. Ama sonra görüldü ki ?sanal? kelimesine yüklenilmeye çalışılan “yarı gerçekçi” anlamı tam olarak onlarla örtüşmüyor. Çünkü yarı gerçek değil tamamıyla gerçekler. Ve her geçen gün internet habercileri medyanın en önemli aktörleri olma yolunda hızla ilerliyor. Sağlık, ekonomi, iletişim, teknoloji, tarım, siyaset, eğitim ve daha pek çok alanda onlar ?gazetecilik? yapmaya başladılar. Aslında başlamakla kalmadılar bu alanlarda en etkin ve en söz sahibi yayın organı olmalarına da ramak kaldı.

Büyülü sözcük:  İN - TER - NET
Sözün hemen başında biraz ironi yapalım. İnternet habercilerinin kozası neydi? Elbette internet. Heceleyelim: İN-TER-NET… Aslında yukarıdaki sorulan soruların cevabı bu üç hecede gizli. Önce ?in? gibi kuytu yerlerde nefes alma mücadelesine giriştiler. Haber merkezlerinin en ücra köşelerinde, haber yazan muhabir edasıyla, haber müdürlerinden, editörlerinden veya diğer yöneticilerinden gizli gizli sitelerine haber taşıdılar. Veya evlerin kahve ve sigara kokusunun “click” sesiyle bütünleştiği odalarında filizlenmeye başladılar. Sonra birden “in” lerinden çıktılar ve bürolara yerleştiler. Artık kalıplarını aşmaya ve medya dünyasının önemli konvansiyonel silahları olmaya hızla yol aldılar.
Artık iş “ter” dökmeye gelmişti. Öyle bir ter dökmeye öyle bir efor sarfetmeye başladılar ki, hem kendilerinden yüzyıl önce turnikeye giren gazeteler hem de medyanın arsız çocuğu televizyonlar internet habercilerini artık görmezden gelemediler. Kozalarından hızla çıkan binlerce internet sitesi, rengarenk kelebekler gibi medya vadisine uçmaya başladı. Medya ?medya? olalı böylesine bir renk ve ses cümbüşünü bir arada görmemişti.

Ortalık tozduman
Ortalık öylesine bir toza dumana boğuldu ki göz gözü görmez oldu. Artık yolda yürürken bile bir internet sitesine basmamanız neredeyse imkansız gibi. Ancak böylesine bir ortamda bir internet medyasından bir grup patron biraraya gelerek  İNTERNET MEDYASI DERNEĞİ’ni kurdu. Derneğin başına da deneyimli gazeteci Hadi Özışık getirildi. “İnternet medyası yıllardır dışarıdan işten atılan, işsiz gazetecilerin yaptığı iş olarak algılanıyordu.” diyen Özışık, internetin kimi çevreler tarafından başlangıçta intikam aracı olarak görüldüğünü belirtiyor. Özışık, şunları dile getiriyor; “Aslında bunun böyle olmadığını herkes biliyordu. İnternet medyasının kimliksiz olması bu önyargıları destekledi. Biz de sonunda bu önyargıları ortadan kaldırması ve kurumsallaşmak için internet medyası olarak bir dernek kurduk: İnternet Medyası Derneği. Bu derneği kimliğimizi bulmak için kurduk ve sonunda kimliğimizi de bulduk. Bu dernek çatısı altında önümüzdeki dönemde çok ciddi projelerin altına imza atacağız. Künyesi olmayan siteler üye olamıyor. Amaçlarımızdan biri de kısa zamanda da herkesin künye sahibi olması. Şu anda 70 üyemiz var hepsinin künyesi var. Aslında internet medyasının künye sahibi olması için kanuni bir zorunluluk yok. Ama güvenilir olmak için künyenin yeralması gerektiğini düşünüyoruz.Bizler güvenilirliğimizi yitiridiğimiz anda kendi kendimiz imha etmiş oluruz. Güven vermeliyiz ki kalıcı olalım.”

Peki bu işin bir gideri, bir akarı olmalı. Bu noktada söz Haber 3 Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Serhan Işılay?ın; “Gazeteler ve televizyonlar her geçen gün okur ve izleyici kaybederken internet haberciliği değer kazanıyor. İnternet haberciliği gündemi sıcağı sıcağına takip etmek için ter dökerken; kimi zaman kollektif medyayı geride bırakıyor, kimi zaman ise gerisinde kalıyor. Ancak kollektif medya ile girilen bu yarışta artık internet haberciliği değerini ortaya koymuş durumda. Kollektif medyanın haber merkezlerinde ajans metinleri değil internet haber siteleri okunuyor ve takip ediliyor.” Aslında internetin kollektif medyayı geride bırakması çok da uzak değil… Ancak internetteki yayın, artan bilgisayar kullanımı, ucuzlayan internet bağlantı ücretleri ve internete yönelik reklam kampanyaları ile doğru orantıda olduğu için bu büyüme çok yavaş gerçekleşiyor.

2001 yılında girilen bu uzun yoldaki umutlar hiç sönmeden devam ediyor. Nasıl ki özel televizyonlar kurulduğunda, gazeteler ellerindeki reklam payını televizyon ile paylaşmayı öğrendiyse, gazeteler ve televizyonlar da internet medyasıyla bu pastayı paylaşmayı öğrenecekler. Bu da internet medyasının patlama noktası olacak. Aslında yaşadığımız bugünler, internet haberciliği için en kritik dönemeçlerden biri. Çünkü yıllar önce temelleri atılan bu mecra artık gelecek vaad ediyor ve büyük medya patronlarının da dikkatini çekiyor. Öyle ki dünya medya devi Murdoch bile 5 milyon dolarlık yatırımla internet haberciliğine başlıyor.

Ve netleşme zamanı
İnternet sitelerinin artık adı gibi net olma vakti geldi çattı. Netleşmekten kasıt, künye sahibi olma. Yani hangi sitenin sahibi kim, editörleri kimlerden oluşuyor ve en önemlisi de haber kaynaklarının belirtilmesi. Önceleri atış serbestti internet habercileri için. Bu yüzden tekzipler birbirini kovaladı. Medyatava editörü Çevrim Çeviren bu noktada şu görüşleri dile getiriyor; ?Elbette bizim de hatalarımız oluyor. Ama aynı şey geleneksel medyada da yaşanıyor. Sürekli tekzip yayınlamak zorunda kalıyorlar. Birincisi, şunun kesinlikle farkına varmak lazım: Türk medyası dünyanın en oynak medyalarından biri. Mehmet Yılmaz Sabah’la anlaştı, ardından tekrar Hürriyet’e gitti. Ve bu o kadar hızlı oldu ki, insanlara şaka gibi dedirtti. Türk medyası sahiden böyle. Biz bir şeyi yazıyorsak doğrudur. Ama gelişmenin ertesi gün tamamen farklı bir boyut kazanmayacağının garantisini veremeyiz ki. Nitekim kapalı kapılar arkasında kararlar alınıyor, bunlar bizim kulağımıza geliyor fakat daha sonra bu karar değişiyor. Çok kesin alınmış gibi görünen kararlar bile değişiyor. Bizim işimiz haberini yapmak. Ama eğer bir yanlış yapmışsak elimize ulaşır ulaşmaz tekzip yayınlıyoruz. Anında düzeltme yapıyoruz. Bu konuda hiçbir kompleksimiz yok.?

Aslında uzun süre bu kadar gizli-kapaklı yapılan yayıncılık yapılamayacağını herkes tahmin ediyordu. Medya siteleri içinde gözardı edilemez bir üne sahip olan Süperpoligon?un editörleri Doğan Grubu?yla yaşadıkları bir takım sıkıntıların ardından önce zor bir döneme girdi. Öyle ki sitenin kapanacağı söylentileri bile çıktı.

Ortada medyanın bir devi Doğan Grubu diğer tarafta sahibi bile belli olmayan bir site vardı. Süperpoligon?da Doğan Grubu ile ilgili çıkan bir haberden sonra iki taraf arasında kılıçlar çekildi. Haberin ne olduğu küçük bir detay olarak kaldı. Çünkü haberin ne olduğundan daha önemli bir durum vardı. Bir medya devi Süperpoligon?un kapanması için harekete geçmişti. Böylesi bir olam Türk medyasından ilk kez yaşanıyordu. Sonunda site kapanmadı ama siteler için yeni bir dönemin başlamasına neden oldu. Süperpoligon?un yöneticileri künyelerini açıklayacaklarını ilan etti. Peki tüm bunlar olurken İnternet Medyası Derneği ne yapıyordu? Dernek Başkanız Hadi Özışık, bu konuyla ilgili şunları dile getiriyor; ?Doğan Grubu ile Süperpoligon.com arasında yaşananlar aslında bir yönüyle sansür girişimiydi. Bir hukuk cinayeti işleniyordu ki biz dernek olarak araya girdik ve bu cinayeti engelledik. Ancak gözardı edilmemesi gereken çok önemli bir husus var. Süperpoligon?un yönetecileri Doğan Grubu ile yaşadıkları bu olaydan çok önce künyelerini açıklama kararı almıştı. Yani mahkeme kapatılma tehlikesiyle birlikte künyelerini açıkladılar görüşü doğru değil.?

Peki ama siteler künyelerini açıklamakta ne gibi bir sakınca görüyordu? Bu soruya Medyatava?dan Çevrim Çeviren şu cevabı veriyor; ?Ben başından beri isimimi açıklıyorum. Yani Medyatava okurunun karşısında aradığında ulaşabileceği bir sorumlu var. Diğer editörlerin isimlerinin açıklanmamasının nedeni de çok basit: Geleneksel medya patronlarının alternatif medyaya ve eleştiriye olan tahammülsüzlüğü. Arkadaşlarımız işlerini kaybedebilirler. Medyatava’yı kimlerin yaptığı aslında zaten biliniyor. Aslında çok uzun süredir bir künye yayınlamak için hazırlık içindeydik. Hazırlığımız Eylül ayında tamamlanmış olacak ve biz de künye açıklayacağız. Böylece dileyenler ‘resmi’ ve ‘hukuki’ olarak da karşılarında bir muhatap bulacaklar.?

Reklam dünyası da ?künye? istiyor
Sitelerin künyelerini açıklamak gibi bir zorunluluğu olmadığını daha önce belirtmiştik. Ancak internet medyası da ayakta kalabilmek için reklam almak zorunda. Reklam verenler karşılarında ciddi ve kimliğinden emin olduğu bir muhatap bulmak istiyor. Haber3 Genel Yayın Yönetmeni Serhan Işılay, ancak kendini kanıtlayan ve reklam alabilme gücüne sahip olan internet haber sitelerinin bugün hala ayakta kalabildiğine dikkat çekiyor. Işılay, burada en önemli faktörün ise artan internet kullanımı ve reklam verenin internete olan sıcak yakınlaşması olduğunu ifade ediyor. Işılay, ?Ancak internet haber sitelerinin en büyük derdi olan Türkiye?deki yayın ücretleri, arkasında büyük bir güç olmayan her yayıncının belini büküyor. Tek geliri internet ortamındaki reklamlar olan internet haber sitelerinin yarınlara daha büyük umutlarla yürümesi için Türkiye?deki internete ayrılan reklam bütçesinin de artması gerekiyor.? görüşlerini savunuyor.

İnternet Medyası Derneği Başkanı gazeteci Hadi Özışık ise sitelere reklam verenlerin muhatap bulma konusuna ciddi anlamda eğildiklerini bildiriyor. ?Bu konuda sürekli bastırıyorlar.? diyen Özışık, şu görüşleri savunuyor; ?Karşılarında ciddi, vergisini ödeyen, sigortalı eleman çalıştıran şirketler görmek istiyorlar. Bu yüzden bizlere sürekli olarak künye konusunda uyarıları oluyor.?

Karşınızda uzaydaki karadelikler gibi başı sonu belli olmayan bir mecra olunca her alanda siteler açılmaya başlandı. Aklına esen birkaç kuruş masraf ile siteler kurdu. Peki bu iş bu kadar basit miydi? Bu soruya ?Haber3 Yayın Grubu? Genel Yayın Yönetmeni Serhan Işılay şöyle cevap veriyor: ?Türkiye yeni bir mecrada yeni bir haberciliği kucaklıyor. Gelişen teknoloji artan internet kullanımı, beraberinde televizyon ve gazetelere bir kardeş getirdi. Her geçen gün yeni bir sitenin kurulduğu internet ortamında yayın hayatını sürdüren haber siteleri binlerce okuruna Türkiye?den ve dünyadan gelişmeleri vakit kaybetmeden aktarıyor. Gazetelerin yarın okurlarına sunacağı haberlere bugün ulaşmak artık çok kolay. Çünkü internet haberciliği bilgiye anında ulaşmak isteyenlere hizmet ediyor. 2000 yılında yaşanan ?dot-com? krizinin ardından internet mecrasında habercilik kavramı hız kazandı. Çok ufak bütçelerle kurulabilen internet haber sitelerinin ziyaretçi sayısı arttıkça maliyetlerde artmaya başladı. Bu noktada kapanan ya da gücünü yitiren birçok internet haber sitesi malesef kaçınılmaz sonun ortağı oldu.?

Bugün internet dünyasında faaliyet gösterenlerin aslında her biri birer medya patronu. Aslında medya patronu ama öyle yüzlerce kişiyle uğraşmak zorunda kalmıyorlar. Evet bir anda medyanın en önemli aktörlerinden biri olan internet habercileri kimlik savaşından da başarıyla çıkacak gibi görünüyor. Bundan böyle hayalet gibi ortada gezinen internet sitelerinin yerini yakın gelecekte köklü ve saygın medya kuruluşlarının alması en büyük temennimiz. Tüm meslekdaşlara kolaylıklar. Tık?ınız bol olsun…

Medyatava?ya gelen haberleri mutlaka teyid ediyoruz
İnternet haberciliğinin ebeliğini gazeteciler yaptığı için olsa gerek özellikle medya siteleri bir anda tahta oturuverdi. Ve bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz ?medyatava?. Medya dünyasından haberler veren ?medyatava? bir anda dikkat çeken bir şöhrete kavuştu. Medyata?nın kurucusu ve editörü Çevrim Çeviren, sitenin kuruluş öyküsünü şöyle özetliyor; ?Mayıs 2001′de yayın hayatına başlayan Medyatava, uzun yıllardır basında çalışan 4 gazeteci arkadaşın, yeni medyaya olan ilgisini medya çalışanlarının kendileri hakkında bilgi alma ihtiyaçlarını harmanlama ihtiyacından doğdu. Ama ilk kurduğumuzda bu kadar ciddi bir boyuta taşınacağını biz de tahmin etmiyorduk.? Çevrim Çeviren sorularımızı şöyle cevapladı:

Medyatava?nın kaç kurucusu ve çalışanı var?
-Medyatava’nın 4 kurucusu var. Çalışanların sayısı webmasterlarıyla birlikte toplam 9.

Neden medya haberleri veren bir site?
- Zaten medyanın içinde olduğumuz için medya piyasasında olan bitenlerden, işleyişten haberdarız. Medyada çalışanlar - medyayı kelimenin en geniş anlamıyla ele alıyoruz - çalıştıkları kurumlarda neler olup bittiğinden haberdar değiller. Dolayısıyla hem bizim hakim olduğumuz bir mecraydı ‘medya haberleri’ hem de medya çalışanlarının ilgisini çeken bir alan.

- Medyada üst düzeyde görev yapanların bile şaşırdığı haberlere imza attınız…
- Evet. Faruk Bayhan’ın Kanal D’den Star’a geçtiğini yazdığımızda Bayhan’ın sekreteri de dahil kimsenin bundan haberi yoktu. Dolayısıyla haber medya dünyasına bomba gibi düştü. Aynı şekilde Ali Kırca ve Murat Saygı’nın transferleri, Fatih Altaylı’nın Sabah’a geçmesi. Mehmet Ali Birand’ın Kanal D’yle anlaşması. Mehmet Yılmaz’ın Sabah’a geçişi ilk önce Medyatava’da yayınlandı.

- Haberlere nasıl ulaşıyorsunuz?
- Medyatava’nın hemen her yerde - reklam kuruluşları da dahil - bağlantıları var. Siteye günde 150 kadar haber ulaşıyor. Ortalama 35 haberi eleyerek giriyoruz. Bunların içinde hem özel haberlerimiz var, hem de basında medyayla ilgili çıkmış haberler… Amacımız, Türkiye’de, dünyada, yazılı basın, görsel basın, PR, teknoloji, müzik, sinema… kıasacası medyayla ilişkili her alanda muhataplarının son gelişmeleri takip edebilmesini sağlamak. Bize ulaşan haberleri kesinlikle teyid ederek yayınlıyoruz. Elimize, hem e?mailler hem de telefonlarla birçok spekülatif haber de ulaşıyor. Kişilere zarar verecek haberleri girmiyoruz.

1888 ABD li George EASTMAN ilk taşınabilir fotograf makinesını yaptı…
1894 Fransız LİMUERE kardeşler ilk sinama makinesını icad etti….
1896 İtalyan Guglielmo MARCONİ Radyo dalgalarıyla ilk yayını yaptı…
1898 Danimarkalı Valdemer POULSEN ilk teybi icad etti…
1605′te ilk çağdaş gazete Anvers’de Fransızca ve Flamanca olarak basıldı…
1926 İskoçyalı John Logie BAİRD ilk kez insan yüzünün görüntüsünü Televizyonda elde etti..
1962 ABD, ilk TV uydusu olan Telstarı uzaya fırlattı…
1964 ABD?de IBM şirketi ilk kelime işlemciyi üretti…
1969 Dünyada ilk internet çalışmaları, paket anahtarlamalı ağ sistemiyle yapıldı.

Kaynak: Bertan GOLAL - Cihan Haber

02 March 2008

Sıradaki Yazılar:

Etiket:


Görüşünüz?

Yorum için giriş yapmanız gerekiyor.

Konu | Bizim Mahalle

fotoLENS

Loading...

manşetler

FotoLENS

time_1.jpg 11.jpg 10.jpg 17.jpg 018.jpg 009.jpg time_7.jpg 014.jpg 015.jpg 008.jpg