Radikal Gazetesi yazarlarından Uğur Gürses internette uygulanan sansüre dikkat çektiği yazısında Türkiye’deki internet kullanıcılarının, katı bir sansürle karşı karşıya kaldığına dikkat çekip şunları diyor:
‘Herhangi bir yasal soruşturma geçirmekte olan, tedbir kararı getirilen bir yazı, resim ya da film yüzünden ilgili web sitelerine erişimi yasaklama kararları alınmakta, böylece bu sitelerde geriye kalan diğer yazı ve filmlere de erişim olanaksız hale gelmektedir.’
Serbest girişimin temeli aslında ‘ifade özgürlüğü’ değil midir? İsteyen düşüncesini özgürce ifade etsin, isteyen de özgürce bu düşüncelere erişebilsin. Farklı bakış açıları, yenilikçilik, böyle bir ortamda filizlenebilir zira.
Peki bu yaratıcılık, yenilikçilik ve girişimciliğe uygun bir zihinsel ortam, erişilebilir bir durumda mı? Şeklen öyle. Ancak, ‘yasakçılık’ bazı kanalları kapatmış durumda. Biri ‘Türkiye’de sansür var’ derse çok da yanlış olmaz. Yayın organları sadece gazeteler, radyo ve televizyonlardan mı oluşuyor? Bugünün iletişim koşullarında, bunlara internet ortamı da eklendi. Herhangi bir gazetedeki herhangi bir haber ya da yorum yazısı ile herhangi bir internet ortamındaki ‘blog’ yazısının hiçbir farkı kalmadı. Öyle ki, artık ekonomiden sağlığa, teknolojiden politikaya kadar geniş bir konu yelpazesinde, dünyanın önde gelen uzmanları kendi blog sayfalarını yaratmış, günlük olarak da gelişmelere ilişkin düşüncelerini not düşüyor durumdalar. Bizi heyecanlandıran tarafıyla söyleyelim; bilimsel ortamın yaygın biçimde, küresel bir sahnede icra ediliyor ve izlenebiliyor olmasından bahsediyoruz.
Türkiye’deki internet kullanıcıları, katı bir sansürle karşı karşıyalar. Herhangi bir yasal soruşturma geçirmekte olan, tedbir kararı getirilen bir yazı, resim ya da film yüzünden ilgili web sitelerine erişimi yasaklama kararları alınmakta, böylece bu sitelerde geriye kalan diğer yazı ve filmlere de erişim olanaksız hale gelmektedir. Bu yasaklama kararları, Türkiye’nin herhangi bir yerindeki mahkeme tarafından alınabiliyor. Şimdi; Youtube.com, wordpress.com (Altı aydır ‘toptan yasaklı’) gibi sitelere erişim olanaksız hale getirilmiş durumda. Örneğin, uzmanlık alanınızdaki ya da herhangi bir konudaki görüşlerinizi yazmak için oluşturduğunuz bir ‘blog’, binlerce farklı ‘blog’la birlikte yer aldığı platform olan wordpress.com gibi bir web sitesinde ise başka bir ‘blogcunun’ yazdıkları yüzünden erişilmez hale gelebiliyor.
Bu konu tabii ki mahkemelerin alanına giriyor. Ancak uygulamada ortaya çıkan bu fiili ‘toptancı sansür’ sorumluluğunun, hukuksal ‘çerçeveyi’ düzenlemek için harekete geçmeyen kurumlar ile hükümette olduğunu düşünüyoruz.
İşin tuhaf tarafı, yasakların bize getirdiği başka olumsuzluklar da var. Çok izlenen yabancı bir teknoloji ‘blogunda’ yazıldığı haliyle aktaralım; ‘Türk yetkililerin, alınan birkaç derse karşın, internetin nasıl çalıştığı hakkında hiçbir fikirlerinin olmadığı çok açık. Bu ülke, toy birinin, ülkenin kurucusu hakkında dalga geçer biçimde hazırladığı video yüzünden Youtube’u yasakladı. Bu, kimsenin dikkatini çekmeyecek ölçüde ahmakça bir video idi. Ta ki, Türkiye bu video yüzünden tüm Youtube için yasaklama getirene kadar. Tabii, böylece bu aptal video her yerde izlenmeye başlandı!’
İçe kapanmacı, yasakçı hale geldikçe tuhaflıklarımızı daha iyi ‘gösteriyoruz’ doğrusu! Diğer taraftan da, bu ülkeye yatırımcı gelsin, kaynak getirsin, yatırım yapsın, üretim ve istihdam olsun; işsizlerimiz azalsın, gelir artsın istiyoruz. Böyle tuhaflıklarla ne fırsatlar kaçırdık kim bilir?!
Uğur Gürses
Kaynak: Radikal
26 March 2008




