Tuesday, December 2, 2008 9:51

Gazeteler, okurlar ve patronlar

Etiketler:
Posted by admin on Pazartesi, Mayıs 19, 2008, 17:12
Bu Yazı Bizim Mahalle Kategorisinde ve 0 Yorum var.

Haluk Şahin - İki ay kadar önce, şu günlerde ayrılmak üzere olduğumuz kasabaya geldiğimizde bazı camlarda ve bahçelerde bulunan bir pankart ilgimi çekmişti:
‘McCaw, Obey the Law’ (McCaw, Yasaya Uy) diyordu bu pankart.
McCaw’un yasalara uymayan yerel bir politikacı olduğunu düşünmüştüm. Sonradan öğrendim ki, buranın tek gazetesinin (Santa Barbara News-Press) yeni sahibesiymiş. Dışarılardan bir yerden gelen milyarder patroniçe, köklü yerli gazetenin editoryal özerkliğini tanımamış, editörleri ve muhabirlerin işlerine karışmış. Bu duruma kızan birçok gazeteci istifayı basmış. Kasabalı da onlardan yana çıkmış. Binlerce abonelik iptal edilmiş. Protesto, toplantılar, belgesel filmler birbirini izlemiş…
Amerika’da bir gazetenin kime ait olduğu önem taşıyor yani. Ülkenin ya da kasabanın vicdanının sesini temsil eden iletişim organları öyle kolay kolay ona buna teslim edilmiyor. Edilse bile tartışması devam ediyor, bir faturası oluyor.
* * *
Amerikan tarihine baktımızda, gazetenin yükselişi ile demokrasinin işlevsel derinlik kazanması arasında bir paralellik olduğunu görüyoruz.
Aynı şey kuşkusuz Avrupa için de doğru. Temsili demokrasinin iyi işleyebilmesi için iyi gazetelere ihtiyaç duyulagelmiş.
Gazetelerin gerileme döneminden çıkamadığı ve bu yüzden gazetecilerin morallerinin fena halde bozuk olduğu günümüzde şu soru ister istemez karşımıza çıkıyor: Gazetesiz demokrasi olur mu? Olursa nasıl bir şey olur?
Bu sorunun yanıtını bilmiyoruz. Ancak sinyaller çok parlak değil.
Amerika’da gazetelerin gerileme dönemi derken neyi kast ettiğimi örneklerle somutlayayım:
Amerikan basınının amiral gemisi New York Times zor günler yaşıyor. Bir yıl içinde günlük tirajının yüzde 3.8’ini, pazar günü tirajının ise yüzde 9’unu kaybettiği anlaşıldı. Bunlar çok ciddi kayıplar. Gazetenin günlük satış rakamının önümüzdeki aylarda 1 milyonun altına düşmesi bekleniyor ki, bu çok kritik bir eşik olarak görülmekte.
New York Times’ın çok sayıda gazetecinin işine son vermesi bekleniyor. İçeriğinin kalitesiyle yükselmiş bir gazete için vahim bir durum bu. Kaliteli gazeteciler olmadan kaliteli gazete çıkaramazsınız.
Washington Post, Los Angeles Times, Boston Globe gibi önemli gazetelerde de tiraj kaybı devam ediyor. Sık sık gazeteci çıkaran Los Angeles Times’taki moral bozukluğu köşe yazarlarının satırlarına da yansıyor.
Bu yönelimin istisnaları, Rupert Murdoch’un satın aldığu Wall Street Journal ile USA Today. Biri daha çok iş dünyasına hitap ediyor, öteki ise gezgin otel müşterilerine… Bu ikincinin satışlarının büyük bir kısmı bayi ya da abone satışı olmadığından fazla anlamlı sayılmıyor. Ne kadar okunduğu belli değil çünkü.
Tirajların düşmesi tek başına kötü haber, ama asıl vahim haber onun yarattığı kısır döngülerde. Reklam gelirlerinin azalması, gazetecilikle ilgisi olmayan hissedarların gazete yönetimlerini daha fazla kâr için sıkıştırmaya başlamasını davet ediyor… Bunun üzerine işten çıkarılan gazeteciler, düşen kalite, düşen satışlar…
Yalnız dikkat: Gazete tirajlarının düşmesi okur sayısının azalması anlamına gelmiyor. Kaliteli gazeteleri internette okuyanların sayısı her geçen yıl artıyor. Ne var ki, internetteki okurdan henüz pek para kazanılamıyor.
O zaman şu kritik soru çıkıyor karşımıza: Demokrasinin ihtiyaç duyduğu ve okurun talep ettiği kaliteli bilginin bedelini kim ödeyecek?

Kaynak: Radikal

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Henüz Yorum Yok “Gazeteler, okurlar ve patronlar”

Yorumunuzu Belirtin

Yorum göndermek için Giriş yapmalısınız.