Kenan Başaran - Euro 2008′de özellikle Portekiz maçındaki kötü oyundan sonra eleştirilere maruz kalan Fatih Terim, “İstanbul’da hesaplaşırız” dediği halde çeyrek finale yükselince hesaplaşmayı erkene alarak, pazartesi günü basına adeta “fırça attı”.
Oldukça sert bir üslup kullanan Terim, gazetecileri utanmazlıkla suçlarken, “Farkındayım, 70. dakikanın ardından yazdıklarınızı çöpe attığınız için kusuruma bakmayın” diyerek de alaycı bir üslup kullandı.
Milli Takım’daki futbolcuların annelerine mikrofon uzatılıp futbol yorumları yaptırılmasını da eleştiren Terim, “Biz liyakatı sizden değil, milletten aldık” derken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı çağrıştırmadı değil.
Türk futbol tarihindeki en kariyerli hocalardan olan Terim, Galatasaray’daki başarılarla takdir toplarken özellikle basına davranışlarıyla zaman zaman tepki çekmişti. Bodrum’da gazetecilerin üzerine jet-ski sürmesi çok tartışılmıştı. Basın, Milan’dan gönderilmesi sırasında da nezaketi elden bırakmadı ve Terim’e İtalyanların haksızlık yaptığında birleşti.
Viyana vizesiyle dönen İmparator
Galatasaray’daki ikinci denemesinde başarısız olması da pek konu edilmedi.
Bunda İtalya süreciyle birlikte Terim’de görülen değişimin de etkisi vardı. Artık daha mütevazı olan Terim, konuşmalarında da “ekibim” ifadesini sıklıkla kullanır oldu. İsviçre ile oynanan 2006 Dünya Kupası baraj maçında çıkan olaylarda da medya Terim’in üzerine fazla gitmeğini unutmamak lazım. Başka bir hoca olsaydı istifaya mecbur bırakılırdı zira.
Buna karşın Terim, Euro 2008′de Viyana vizesi aldıktan sonra “o eski halinden” rüzgârlar estirerek yeniden “İmparatorum”luğunu hatırlattı!
İşin esası son yıllarda Milli Takım’ın maç kazanmadaki en önemli motivasyonu medya oldu.
2000′de Türkiye Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkı elde ettiğinde teknik direktör Mustafa Denizli “İçimizdeki İrlandalıları da yendik” diyerek medyaya çatmıştı. Denizli bunun “mizah” olduğunu ve kendisini de kapsadığını söylese de daha çok medya üzerine alınmıştı. 2002 Dünya Kupası maçları sırasında da futbolcular medyaya ambargo uygulamıştı.
Terim’in pazartesi yaptığı sert açıklamaları yazılı basın dün alttan alarak kavgayı alevlendirmedi. Ama bu, basının yediği “fırçaya” ebediyen sessiz kalacağı anlamına gelmiyor.
Konuya ilişkin görüştüğüm Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Başkanı Esat Yılmaer ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanvekili Vahap Munyar, Terim’in kırıcı olduğunu söylüyor. Munyar, “Ben orada olsaydım toplantıyı terk ederdim” derken, Yılmaer de Terim’in gerilimden beslendiğini söylüyor.
“Terim öncelikle hakaret eden gazetecilerin kimler olduğunu açıklamalı” diyen Yılmaer,
“Eleştiride zaman zaman aşırıya kaçanlara biz de tepki gösteriyoruz. Bunlar genelde spor yazarı olmayan; genelde eski hakem veya futbolcular oluyor. Bunlara TSYD olarak zaten karşıyız ve basın akreditasyonu vermiyoruz” diyor.
Terim’in gerilimden beslendiğini bildiklerini kaydeden Yılmaer, “Bunun için de basını kullanıyor. Şampiyona sonrası Federasyon Başkanı Hasan Doğan ile de görüşüp bu sorunu kökünden çözeceğiz” diye konuşuyor.
Terim’e ve takıma karşı aşağılayacı bir kampanya açıldığını görmediğini belirten Yılmaer, bunu iddia edenlerin Avrupa basınına bakmasını tavsiye ediyor: “Alman basını geçmişte 11 futbolcusunun yerine 11 şişe koyup manşet yaptı.”
Yılmaer, gazetecilerin Terim’i toplantı sırasında protesto etmemesini ise doğru bulduğunu belirterek, “Orada protesto etmek işi farklı bir boyuta vardırırdı” diyor.
Vahap Munyar: Ben protesto ederdim
Munyar ise Terim’in üslubunu çok yanlış ve kırıcı olduğunu kaydediyor: “Görevli arkadaşlarımızın yerinde olsaydım orada oturmazdım. En azından bir A4 kağıda ‘Bu hakaretlere daha fazla dayanamayacağım’ diye yazar ayrılırdım. Benim içime çok oturdu.Şahsi olarak böyle bir tepki koyardım. Gazetemi de arar toplantıyı televizyondan izleyin derdim. Bazı kalemler onun deyimiyle haddini aşmış olabilir ama bunları tartışmanın ve konuşmanın yeri İsviçre değildi. Üstelik yabancı basın önünde yapması oldukça kırıcı oldu bizim açımızdan” diyor.
Terim’in suçladığı kesimlerle aynı üslubu kullandığını belirten Munyar, “Terim daha önce ‘İstanbul’a dönünce hesaplaşacağız’ demişti. Keşke öyle yapsaydı. Kimbilir belki kupayla dönecek ve o zaman hesaplaşmada daha güçlü olacaktı” diye konuşuyor.
Futbolcuların annelerine futbol eleştirisi yaptırılmasının da çok abartılacak bir yanı olmadığını kaydeden Munyar, “Sonuçta anneler reklama çıkıyorsa onlara futbol da sorulabilir. Reklamlardan ötürü bu tür işlere girişilmiş olabilir. Ha yanlış da denilebilir ama bunu hakarete vardırmak yanlış” diyor.
Peki, basınla hesaplaşan Terim, Hırvatistan maçında futbolcuları nasıl motive edecek ? Yılmaer, “Yeni bir motivasyon unsuru bulur” diyor. Bana göre de Türk basının yerine dünya basını alabilir çünkü dün yabancı basında Terim’in ve kaleci Volkan’ın davranışları ağır bir dille eleştiriliyordu…
Milli Takımlar eski Teknik Direktörü Mustafa Denizli: Benim zamanımda 20. Dakida yazılar yazılıyordu
Ne kadar baskı altında olduğunu gayet tabii kabul ediyorum ama Fatih Terim’in tasvip etmediğim hatası genelleme yapması. Baktığınız zaman basının ezici kısmı Terim’i destekliyor. Evet, haklı tarafları var ama eleştirilerinde genelleme yapması yanlış. Net ayırımlar yapmalı, bunu yapsa herkes rahatlar. Ben şahsen UEFA’nın mecburi toplantıları dışında toplantılar yapmam. Demekki Terim ihtiyaç hissetmiş. Bu durumlarda bazen formatın dışına çıkılabiliyor.
Ben maç yazılırken sadece bir kez yazı yazdım onun da sonucu tuttu. Benim zamanımda maç yazılarına 20. dakikadan başlanırdı.
Ben hiçbir zaman medyada yazılan çizilenleri motivasyon unsuru olarak kullanmadım. Övdükleri zaman ne yapacağız peki? İçimizdeki İrlandalılar ifadesinde bir mizah vardı ve kendim dahil herkese yönelikti. Çeyrek final tarihini biz 8 yıl önce yazdık. Umudumuz, yazılmamış olan yarı final tarihinin yazılmasıdır cuma günü ve ben umutluyum.
Kaynak: Referans
18 June 2008




